İçeriğe geç

Ayrıca مِنْ بَرَدٍ ifadesindeki مِنْ harfi cerri “teb’iz” mânâsına ele alındığında, bulutlar içinde bir kısmının donarak dolular hâline geldiği vurgulanmaktadır ki, pilotlar, “loraj” (yıldırımlı fırtına) bulutları içine girmekten korkmaktadırlar. Bunun sebebi, bu bulutlar içinde koca koca dolu tanelerinin bulunmasıdır. Bu dolulara isabet ettiğinde, bazen çeperler delinebilmekte ve düşme tehlikeleri yaşanmaktadır.

Araştırmacı ve ilim adamları, Kur’ân-ı Mu’cizü’l-Beyan’ın ilmî meseleleri arz ederken seçip kullandığı kelimelere dikkat ettikleri takdirde, onların muhit bir ilmin hâkim beyanları olduğunu tereddütsüz kabulleneceklerdir.

6. Rüzgârlar

Rüzgârlar, melekler nezaretinde irade-i ilâhî ile toprağın yüzünü okşayıp bitkileri aşılamaktan, havada şiddetli fırtınalar meydana getirmeye, ondan çiçeklerin tozlaşmasına ve bulutların aşılanmasına kadar geniş bir alanda emr-i ilâhî ile vazife görürler.

Her zaman bir rahmet cilvesi ifade eden rüzgârlar, her şeye rağmen bazen de akım değişmeleri, şiddetli fırtınalar, tayfunlar ve hortumlara sebebiyet verebilmektedirler. Mürselât sûresinin ilk âyetlerinde Allah (celle celâluhu) tarafından gönderilen rüzgârlara veya onlara nezaret eden meleklere farklı şekilde işaret edilir. Hem ilk dönem hem de günümüz tefsircileri bu âyetleri “melekler”, “rüzgârlar”, “vahiyler”, “ilhamlar” ve “hakikatle meşbû Allah’ın vazifeli kulları” şeklinde tefsir edegelmişlerdir.

Nasıl tefsir edilirse edilsin, şümûllü bir ifadeyle bu âyetlerin peygamberlere inen vahiyden gönüllere gelen ilhama, ondan da yeryüzünde esen rüzgârlara, fırtınalara kadar her ilâhî esintiyle bir çeşit münasebetinin var olduğu söylenebilir.

513