İçeriğe geç

“(Allah gökleri ve yeri altı günde yarattıktan) sonra iradesini Arş’a tevcih etti. Gündüzü kovalayan geceyi de gündüzün üstüne örtmektedir.”42 der.

Burada geçen يُغْشِي fiilinin mastarı غَشْي kelimesi, örtmek, bürümek, örtü üstüne bir örtü daha getirip örtmek gibi mânâlara gelmektedir. Bu örtü gece olsun, gündüz olsun fark etmez; gece ve gündüzün birbirini bürüdüğünü ifade ettiği açıktır.

Ayrıca bu ifadeyi nahiv açısından tahlil edecek olursak; اللَّيْلَ ve النَّهَارَ’ın her ikisi de mefuldür. Arapça gramer esaslarına göre, burada olduğu gibi iki meful peş peşe geldiğinde ikisinden birini fâil takdir etme durumu söz konusu olur. Bu kaideye göre ilk kelime olan اللَّيْلَ fâil olur. Bu husus da, “Gündüz mü geceyi, gece mi gündüzü takip ediyor?” konusuna açıklık kazandırma açısından fevkalade önemlidir. Zira burada hangi kelime önce gelmiş ise örten ve süratle diğerini takip eden odur. İkinci kelime ise örtülen ve takip edilen durumunda kalır. Bu demektir ki her zaman gece, gündüzü takip etmekte ve karanlık ışığı örtmektedir.

Ayrıca âyet-i kerime diğer bir detaya da حَثِيثًا kelimesi ile işaret eder. Şöyle ki, “bu, seri bir şekilde ve baş döndürücü bir hızla” hareket demektir. Meşhur Rus astronotu Gagarin’in biri çirkin, diğeri de güzel olan iki tespiti vardır: Birincisi, bu tâli’siz insan, atmosferin üstünde muvakkat bir seyahatten dönünce şöyle demişti: “Gökyüzüne çıkıp dolaştım. Fakat orada Allah diye bir şeye rastlamadım.” İkincisi ise, “Dünyadan uzaklaştığımda mütemadiyen arz üzerindeki dairelerde karanlığın ışığı takip ettiğini gördüm.. evet güneşe ters düşen taraftan dünyanın etrafında sürekli karanlık bir perde dolanıyordu.” sözüdür.

484