Bu ifadelerle insana, âdeta şöyle denmektedir: Bu koca semaya istersen bir de astronominin kanunları, fizik ve matematiğin faraziyeleriyle bak! İstersen konuyu bir de laboratuvarlarda değerlendir; sonra bir kez daha bakmayı dene! Böyle davrandığın takdirde herhangi bir âhenksizlik, genel nizamı ihlâl edecek herhangi bir hareket ya da müspet ilimlerle mütenakız herhangi bir durum görmeyeceksin. Sizden öncekiler bunları çıplak gözle yapmaya çalışıyorlardı. Onların teleskopları, dev dürbünleri ya da elektron mikroskopları yoktu. Siz, bütün bu imkânlara sahipsiniz; öyleyse Allah’ın o âlemlerdeki türlü türlü nimet, sanat ve icraatlarını müşâhede edin; edin ki iz’an, irfan ve imanınız artsın ve milyonlarca sistem içindeki o müthiş âhengi, âhenk içindeki vahdeti ve vahdet içindeki Allah’ın ayân beyan mevcudiyetini görebilesiniz. Kur’ân-ı Kerim bu ifadeleriyle insanı hem feza-i ıtlakı temâşâya hem de onu araştırmaya sevk ve teşvik etmektedir.
Evet, Allah (celle celâluhu), kuşların semanın belli bir tabakasında uçuşlarına dikkat çekerek şöyle buyurmaktadır:
أَلَمْ يَرَوْا إِلَى الطَّيْرِ مُسَخَّرَاتٍ فِي جَوِّ السَّمَۤاءِ مَا يُمْسِكُهُنَّ إِلَّا اللّٰهُ
إِنَّ فِي ذٰلِكَ لَاٰيَاتٍ لِقَوْمٍ يُؤْمِنُونَ
“Onlar,(kâfirler ve müteredditler) göğün boşluğunda emre boyun eğdirilmiş olarak uçuşan kuşları görmediler mi? Onları orada Allah’tan başkası tutamaz. Kuşkusuz bunda inanan bir toplum için ibretler vardır.”50
Dipnotlar
- 50 Nahl sûresi, 16/79.