İçeriğe geç

Umumiyetle bütün arızalar, insanların varlık, eşya ve kendi nefislerine yanlış müdahale ve mualeceleri sonucu meydana gelmektedir. Evet, çok defa insanoğlu, vücudundaki umumî nizamı bozacak işler yaptığından, kendi kendine etmektedir. Eğer bir yerde, itaatsizlik ve başkaldırma varsa, muhakkak oraya şöyle böyle bir insan iradesi ve eli karışmıştır. Zira vücuttaki zerreler, cansız ve şuursuzdur. Onlar, Allah’ın kendileri için takdir ve tayin buyurduğu kanun ve ölçüler içinde faaliyet gösterir ve asla ilâhî kanunlara itaatsizlik etmezler. Onlarda esas olan, sonsuz bir inkıyat ve itaattir. Bu inkıyat ve itaatten dolayıdır ki, insan, çok defa her şeyi kendiliğinden oluvermiş zanneder.

Kâinatta cari olan kanun ve nizamlar, öylesine arızasız yürümektedir ki insan, en küçük işlerin arkasında dahi âdeta pek dâhiyane planları aşkın âsâra şahit olmaktadır. Oysa her şeyin verasında, her kanunun arkasında o sonsuz güç ve kudret sahibi Allah (celle celâluhu) vardır. Kâinatı tedvir ve tanzim eden O’dur ve mülkünde bir başkasının tasarrufu da söz konusu değildir. Her zerre ve tabi olduğu kanun, O’na dayandığından dolayı en büyük âlemden, en küçük âleme kadar, işini aksatmadan, vazifesinde fütur göstermeden yaratılış gayesi istikametinde yürür gider.

531