İçeriğe geç

“Ve işte sen bunlar arasından yağmurun çıktığını görürsün.” Bu ifadelerden anlaşılmaktadır ki, yağmurun meydana gelmesi için sadece rüzgârın faaliyetleriyle iş bitmemektedir. Zira yağmurun teşekkülü için rüzgârların bulutları sürüklemesiyle onların, dağlar gibi bir araya gelmeleri, birbirleriyle omuz omuza vermeleri ve terâküm ederek iç içe girmeleri gerekmektedir.

Kur’ân, takibe delâlet eden harflerle bütün bu olup bitenleri sırasıyla ve ilmî tespitlerle çelişmeyecek şekilde özetlemektedir. Evet, bu ifadeler ilmî bir üslûpla anlatılabilse, anlatılmak istenen şeyin, meteorolojinin dediklerinden çok da farklı olmadığı görülecektir. Şurası da unutulmamalıdır ki, Kur’ân ele aldığı konuları büyük çoğunluğun anlayacağı bir üslûpla ortaya koyar; ilim ise sadece okumuşlara hitap eder.

Âyet devamla “O, gökteki dağlar (gibi büyük bulut parçaların)dan da dolu indiriverir.” der ki, bu, dolunun teşekkülüyle alâkalı tatminkâr bir bilgi sayılır.. evet, bu ifadeden anlaşılmaktadır ki, dolunun teşekkül etmesi için, evvelâ havada tazyik ve şiddet ihtiva eden dağlar cesametinde bulutların terâküm etmesine, ikinci olarak âdeta yağmur damlacıklarından da şoke edecek seviyede güçlü bir elektriklenmeye ihtiyaç vardır.

Buna işaretle âyetin devamında “(Bu bulutların) şimşeğinin parıltısı neredeyse gözleri alıverecek.” buyrulmaktadır ki, orada insanın gözlerini kör edecek derecede müthiş bir elektriğin mevcudiyeti işaretlenir. Kur’ân bu ifadeleriyle aynı zamanda bulutlardaki elektriklenme sahasını da anlatmaktadır. Buna göre bir taraftan tazyik ve şiddet, diğer taraftan elektrik ve terâküm, su habbeciklerinin donmasına sebep olmaktadır.

512