İçeriğe geç

İlk devir müfessirleri, bu âyeti şerh ederken, meseleye neticesi itibarıyla bakmış ve “yerküre, neticede kıyamet hâdisesi ile tir tir titreyecek ve nizamı bozulacaktır.” şeklinde anlamışlardır. Aslında bu, doğru bir yaklaşımdır. Ancak yerkürenin hareket ettiği, döndüğü hakikati ilim adamları tarafından keşfedilince âyetin farklı bir ifadesi daha ortaya çıkmış ve الرَّاجِفَةُ ve الرَّادِفَةُ kelimeleriyle onun mütemadiyen hareket hâlinde olduğuna işaret edildiği anlaşılmıştır. Ancak 20. asırda jeofizik araştırmalarla küre-i arzın titreyişi tespit edildikten sonra âyetin bu iması daha iyi anlaşılmıştır. Yani küre-i arz mütemadiyen titremektedir. Üzerindeki denizlerde bu titreşimden ötürü aya ve güneşe bağlı olarak bir kısım değişiklikler olmakta ve med-cezir hâdiseleri meydana gelmektedir. Bu hâdiseler âdeta küre-i arzın titreyişini ve hareketini frenleyip dengelemektedir. Allah (celle celâluhu), yarattığı câzibe (çekim) kanunuyla küre-i arzı bir sapan taşı misali güneşin etrafında çevirdiği gibi, Güneş ve Ay’ın müessiriyeti ile de küre-i arzın denizlerini çekmekte ve neticede de med-cezir denilen denizlerdeki su seviyesinin yükselip-alçalması hâdisesi zuhur etmektedir. Evet Ay ve Güneş’in küre-i arz üzerinde böyle büyük bir tesiri vardır.

506