İçeriğe geç

Allah (celle celâluhu) bazı âyetlerde, insanların ülfetlerini gidermek ve anlatılmak istenen mevzuda onları tefekküre sevk etmek için biliyor zannettikleri şeylerin ötesinde, bilmeleri gerekli olan şeylere de dikkatleri çekmektedir. Evet, Cenâb-ı Hak, Kur’ân’da bir şeye bakılmasını emrederken, onlarca hikmet ihtiva eden icraatını dikkatlerimize sunmak ister. Bu yolla insanı, ülfet ve ünsiyetten kurtararak, sanat-ı ilâhî karşısında duyarlı ve hüşyar kılmak, beyan-ı Kur’âniyeyi iyiden iyiye tetkik etmek suretiyle kalbî ve ruhî hayatını inkişaf ettirme gibi pek çok hikmet ve gayeyi hedefler. Bu itibarla da, Kur’ân’ın her beyanını fevkalâde bir dikkatle mütalaa etmek pek önemlidir. Meselâ, “(Feza-i ıtlaka) Gözünü çevir de bir bak, bir bozukluk görebiliyor musun?”48 âyet-i kerimesi mütalaa edilirken, Kur’ân’ın emrinin arkasındaki maksat ve hikmetin kavranması salıklanmaktadır ki, ancak böyle bir dikkat ve teemmülle kelâm-ı ilâhîden alınması gerekli olan şeyler alınabilir.

Bu âyet-i kerimede insan âdeta, feza-i ıtlakta, yıldızların deveranından gezegenlerin cevelanına, güneş sisteminin işleyişinden dünyanın onun etrafında bir peyk gibi dönüşüne, atmosferin pek çok hususiyet ve keyfiyetinden canlı-cansız her şeyle münasebetine kadar iç içe pek çok şeyi birden mütalaaya çağrılmaktadır. İşte bunun için “Bir bozukluk görebilecek misin?” dedikten sonra, hemen “Gözünü, tekrar tekrar çevir ve bak…”49 emriyle de feza-i ıtlakın tekrar tekrar mütalaası emredilir.

493