Burada, bilhassa bir hususa daha dikkatlerinizi arz etmekte fayda mülâhaza ediyorum. Küre-i arzın dışına çıkıp onun hareketini anlama meselesi, Asr-ı Saadet’te bilinen bir husus değildi. Bu âyeti o günün insanı, kendi anlayışlarına göre nasıl anladı, ben onu bilemeyeceğim. Ancak fennin tespitlerini yanımıza alarak daha farklı şeyler söyleyebiliyoruz. Bu arada âyetin ifade ettiği mânâ, bugünün insanının anlayışıyla da sınırlı değildir. Gelecekte bilim, teknik ve teknoloji daha da geliştiğinde, bunlara yeni mülâhazaların ilave edileceği de açıktır. Yeter ki insanlar, Kur’ân’a yönelip, bütün güçlerini onu anlamaya sarf etsinler. Evet, insanlar, onu anlamayı hayatlarının gayesi hâline getirdikleri zaman, Kur’ân’ın keşfedilmemiş daha nice derinliklerinin açılacağı da muhakkaktır.
İ. Küre-i Arzdaki Değişiklik
Küre-i arzla ilgili farklı bir durum da, onun üzerinde meydana gelen değişikliklerdir. Şu âyet, ilmî bir tarzda, icmâlen ve ihbar nevinden, hedefi de tevhid diyebileceğimiz bir üslûpla buna işaret ederek yeni bir sürpriz daha ortaya koymaktadır:أَوَلَمْ يَرَوْا أَنَّا نَأْتِي الْأَرْضَ نَنْقُصُهَا مِنْ أَطْرَافِهَا وَاللّٰهُ يَحْكُمُ لَا مُعَقِّبَ لِحُكْمِه۪ وَهُوَ سَرِيعُ الْحِسَابِ“Bizim, yeryüzüne gelip, onu uçlarından eksilttiğimizi görmediler mi? Allah (dilediği gibi) hükmeder, O’nun hükmünü bozacak kimse de yoktur. Ve O, hesabı çabuk görendir.”17
Burada ilk olarak âyet, açık bir şekilde küre-i arzın ilk yaratılıştaki hâlinin, şimdiki durumundan farklı olduğunu vurgulamaktadır. Bunu yaparken de insanın dikkatini çekecek bir üslûp kullanarak, “Görmediler mi?” buyrulmaktadır.
Dipnotlar
- 17 Ra’d sûresi, 13/41.