Allah (celle celâluhu), Kur’ân’da insanların dikkat ve nazarlarını kâinata ve kendi nefislerine tevcih edip ilimler arasında herhangi bir ayırım yapmaksızın, teşri emirlerde de tekvini emirlerde de bizi araştırma yapmaya teşvik etmektedir. İnananlardan hakikat aşkı, ilim aşkı ve araştırma aşkı istemektedir. Evet, Kur’ân ve İslâm kendi müntesiplerini daima araştırma yapmaya çağırmaktadır ki, geçmişimiz, o devâsâ insanlarıyla bu çağrıya icabet etmenin en güzel örneklerini sergilemişlerdir.
O engin fıtratlar ellerinden geldiğince Cenâb-ı Hakk’ın emirlerine icabet etmiş ve İslâm’ı hayata hayat yapmışlardır. Oysaki ilâhî emirlere onlar muhatap olduğu ölçüde bizler de muhatabız. Kaldı ki günümüz Müslümanları teknik ve teknolojinin getirmiş olduğu imkânlar ile onlara nazaran pek çok avantajlara da sahip bulunmaktadırlar. Dolayısıyla bizler, Kur’ân’ı ilmî ve teknik gelişmeler ışığında daha mükemmel bir şekilde inceleme imkânına sahibiz. Şimdi bize düşen şey, iki-üç asırlık gaflet ve ihmalleri telâfi gayret ve himmetiyle Kur’ân vesayetinde istikbale yürümektir.