İçeriğe geç

Kur’ân, yer yer bilim ve tekniğe ait nimetlerden bahseder. Ancak o bu bahisleri çok defa mücmel olarak sunar. Dolayısıyla insan, dikkatle bakmadığı takdirde onlardaki esrarı kavrayamaz. İşte pek farkında olmadığımız, Allah’ın büyük nimetlerinden biri de, şu her an başımızın üzerinde bizi bir sera gibi koruyan, hava ihtiyacımızı karşılayan, seslerin, sözlerin intikalini sağlayan atmosferimizdir. Ona ister hava küresi, ister gaz kütlesi veya atmosfer, ister canlıların yaşamalarına müsait bir vasat teşkil etmesi yönüyle biyosfer denilsin ve isterse bunların dışında daha başka adlarla anılsın, onun yeryüzü hayatının başlangıcından günümüze kadar devam etmiş ve bundan sonra da –Allah’ın takdir ettiği müddete kadar– devam edecek olan büyük nimetlerden biri olduğunda şüphe yoktur.

Atmosferin sayılamayacak kadar vazifeleri vardır. Eğer insan, Allah’ın onu ne denli büyük ve mühim işlerde istihdam ettiğini bilseydi, hayretten başı dönerdi. O basit gaz yığınlarının, insana nasıl hizmet verdiğini ancak günümüzün bilim ve araştırmaları sayesinde bir parça olsun kavramış sayılırız. Beşer, her gün sudan ve ekmekten daha fazla muhtaç olduğu havayı kendisine ihtiyacı nispetinde ihmal etmeden –Allah’ın izniyle– veren atmosferin ne büyük bir nimet olduğunu, bilhassa onun belli ölçüde bozulduğu ve genel nizamının altüst olduğu şu günlerde bunu daha bir anlamış bulunuyoruz.

489