Daha önce de işaret edildiği gibi, ilk dönem müfessirlerinden bu mânâyı anlayan kimseler de olmuştur. Meselâ, İbn Cerir, yaklaşık 11 asır evvel yazdığı tefsirinde buradaki aşılama hâdisesini âdeta bugünün insanları gibi anlamıştır. O, bu âyetteki لَوَاقِحَ“aşılayıcılar”ı, yerde bitkilerin aşılanması, cevv-i semada ise bulutların aşılanması şeklinde yorumlamıştır.56 O, aşılanma hâdisesini, 14 asır önce nazil olan Kur’ân’ın âyetlerinden, devrinin kültür ve idrakini aşarak günümüz anlayışına uygun bir şekilde ifade etmiştir ki, bu da Kur’ân’ı onun dupduru anlamasının ifadesidir.
Evet, Kur’ân’ın duru ve açık beyanları her asra ait fen ve tekniğin, kültür ve medeniyetin çok çok önünde bir zenginliğe sahiptir ama, o işaretleri sezecek insanlara ihtiyaç var.. ihtimal dün olduğu gibi bugün ve hatta yarın da bilim adamları gerçeğe yaklaştıkları ve tarafsız, objektif bir görüşle meselelere bakabildikleri ölçüde, Kur’ân’ın şaşmaz doğrularını yakalayacak ve ondan aldıkları ilhamlarla asırlarını aydınlatmaya devam edeceklerdir.
5. Bulutların Sevki ve Telifi
Kur’ân, bulutların ve rüzgârların farklı bir özelliğinden daha bahsetmektedir. Rüzgârların bulutları sevk etmesiyle hemen yağmur oluşmamaktadır. Rüzgârlarla önce bulutlar arasında peşi peşine bir kısım hâdiseler meydana gelmekte ve ondan sonradır ki yağmur teşekkül etmektedir. Bu arada bulutların tekâsüf ve terâküm etmesi (yoğunlaşması ve birikmesi) için ayrı bir ameliye daha söz konusudur. Terâküm ve tekâsüf belli kıvama ulaşmadıkça yağmurun yağması söz konusu değildir.
Dipnotlar
- 56 et-Taberî, Câmiu’l-beyân 14/20.