İçeriğe geç

Kur’ân-ı Kerim, tafsilata girmeden, vak’ayı vaz’ediliş gayesine bağlayarak, temel disiplinler açısından ayın, dünya çevresinde dönerek, bir aylık süre içinde uğradığı menziller itibarıyla dünya ile yaptığı açı farklılıklarından ötürü meydana gelen görüntü değişikliklerine temas eder ve seyahati açısından bize göre, belli burçlarla mukabele, örtüşme veya tekâtüüne “menzil” der. Ay, uğrak yerleri sayılan menzillere (menâzil) uğradığında, güneşten aldığı ışık sahası değiştiğinden, biz de ondan değişik görüntüler alırız.

Onun bütün bir ay boyunca, değişik menzillerden değişik görüntüler vermesi, bizlere ayları, seneleri hesaplama imkânı tanıması ve bunları sürekli tekrarlaması da, ibadet vakitlerinin belirlenmesi bakımından çok önemlidir. “Sana hilâlleri soruyorlar, de ki, onlar insanlar için bir takvim ve haccın vakit ölçüleridir.”11 mealindeki âyet, hem ayın değişik hareketlerini hem de bu hareketlerle bize anlatılmak istenen temel espriyi ifade etmesi bakımından fevkalâde manidardır.

Hâsılı, güneşin dairevî hareketi üzerinde durduğumuzda ifade ettiğimiz gibi, ay, güneş ve yıldızlar hepsi ayrı ayrı feleklerde yüzüp durmakta, Aziz ve Alim olan Allah’ın (celle celâluhu) takdirini ilan etmektedirler.

G. Uzay Boşluğunda Yüzen Sistemler

Güneş, ay, küre-i arz ve milyarlarca gök cisminin uzay boşluğunda belli yörüngelerde yüzüp gittiklerini 14-15 asır evvel biri kalkıp size söyleseydi ne düşünürdünüz bilemiyorum ama, bugün bedihiyyat türünden kabul edilen bu gerçek, o çağlarda Kur’ân’ın ortaya attığı hakikatlerdendi.

وَكُلٌّ فِي فَلَكٍ يَسْبَحُونَ“Hepsi bir felekte (yörüngede) yüzüp gitmektedir.”12 âyet-i kerimesi bu hakikati gayet net olarak ifade etmektedir.

449