Ne acıdır ki, bir kısım haddini bilmez Batı mukallidi düşünür ve yazarlar da bu ihmalkârlığın cürmünü İslâm’a fatura etmeye kalkışmışlardır. Dostlar vefasız ve uyuşuk davranmış, düşmanlar da hep hasmâne tavır almış böylece İslâm da kendini ifade edebilme fırsatını bulamamıştır. Özellikle de son dönemlerde, mektep ve medrese birbirine düşmüş, birbirini yıkmaya çalışmış; ardından da bunlar geri kalmışlığımızın sebeplerini birbirlerinin üzerine atmaya başlamışlardır.. evet, bunlardan biri “Batı Batı!” diyerek âdeta her gün bir kıble değiştirirken; diğeri de âfâk ve enfüste Allah’ın âyetlerini düşünmeyi boş bir iştigal sayarak kendi sonunu hazırlamıştır.
Biz yeniden o kavga kapısını aralamamaya çalışsak da, iki tarafın işlediği günah da affedilir gibi değildir… Evet, bu saygısızlığı irtikâp edenler, hem kâinatın sahibi olan Allah’a hem de O’nun mu’ciz kelâmı olan Kur’ân’a karşı saygısız davrandıklarından cezalandırılmalıydılar ve cezalandırıldılar.