İçeriğe geç

Bunlar, şimdiye kadar öyle sağlam aklî kıstaslarla ele alınmışlardır ki, tecrübe dediğimiz şey bu kıstaslar yanında çok sönük kalır. Nitekim asırlardır tecrübî sahayla alâkalı pek çok kanun ve kural, keşif vesairenin bugün onların isimleri dahi unutulmuştur. Evet, tarih ve ilim çevrelerinde kendisini kabul ettiren nice iddialı fikir, nazariye (teori) ve faraziyeler vardır ki, bunlar, henüz üzerlerinden bir-iki asır geçmeden aşınmış, yıpranmış ve itibar edilmez hâle gelmişlerdir. Meselâ, bütün debdebe ve ihtişamıyla asırlarca astrofiziği meşgul eden Kant ve Laplace’ın fikirleri, bugün çağın farklı yorumları karşısında hazan yemiş yapraklar gibi savrum savrumdur. Hatta sarsılmaz gibi görünen Nevton’un çekim kanunu dahi bugün bir kısım detaylarıyla tartışılır olmuştur.

Bütün nazariyeler, hakikate götüren birer vesile ve basamak olduklarından, elbette ki sürekli sarsılacaktır ama günü gelince –izafi dahi olsa– sarsılmaz kanun ve hakikatlere ulaşılacaktır. Biz, ulaşılan bu hakikatlerle bir gün bütün nazariyelerin gelip Kur’ânî bir öz ve icmâlde buluşacağı inancını taşıyoruz. Her devirde bir kısım yeni yeni gelişmeler gerçekleşecek.. gelişen ilimler ve mârifet nazariyeleri, içinde bulunduğu zamana takılıp kalmadığı müddetçe sürekli yenilenerek devam edip gidecektir.

Gerçek ilim erbabı, hakikati olmayan pek çok nazariyenin hem tarihî hem de değişik ilim mahfillerini nasıl meşgul edip, defaatle tökezlettiğini iyi bilirler. Evet, bir kısım ilim mahfilleri, bu nevi kör dövüşlerinin en fazla yaşandığı yerlerdir. Ne var ki artık bilim kendini aşma kertesindedir ve er-geç o, bir gün mutlaka “Allah” diyecektir. Allah’a ulaşan ve ulaştıran her ilim, O’nda sonsuzluğa da ulaşacak ve artık tıkanmalara, tökezlenmelere maruz kalmayacak, bâtıl nazariyeler gibi teâruzların-tesâkutların ağına takılmayacaktır.

423