Yukarıda, varlığın en küçük parçası olarak bilinen atom veya atomun temel parçalarını âyetlerin ışığı altında ele alarak, onların temel yapılarından daha ziyade farklı keyfiyetleri üzerinde durmuş ve varlığın kader programındaki şekillenişini ve önceden projelenmesini, zerreden sistemlere bütün kâinatları kuşatan bir kudret ve iradenin her şeyi kuşattığını, her şeye hükmettiğini arz etmeye çalışmıştık. Şimdi gelin Allah’ın ilim, irade ve kudretinin her şeyi nasıl ihata ettiğini arz etme sadedinde şu âyetin gölgesinde konuyu biraz daha açalım: وَمَا يَعْزُبُ عَنْ رَبِّكَ مِنْ مِثْقَالِ ذَرَّةٍ فِي الْأَرْضِ وَلَا فِي السَّمَۤاءِ وَلَۤا أَصْغَرَ مِنْ ذٰلِكَ وَلَۤا أَكْبَرَ إِلَّا فِي كِتَابٍ مُبِينٍ“Ne yerde, ne gökte zerre ağırlığınca bir şey, Rabbinin bilgisinden uzak (ve gizli) kalmaz. Ne bundan daha küçük ne de daha büyük hiçbir şey yoktur ki, hepsi apaçık kitapta (yazılı) bulunmasın.”66
Burada istidrâdî olarak şöyle bir hususu arz etmek istiyorum: İnsanın aklına “Acaba zerreden küreye, atomlardan galaksilere varıncaya kadar, kâinatın hemen her yerinde aynı temel taşları mı kullanılmıştır, her yerde aynı maddî yapı mı vardır?” şeklinde bir soru akla gelebilir. Yukarıda bütün varlığın temel taşlarının aynı parçalar olduğunu ifade etmiştik. İşte Allah (celle celâluhu), “Ne yerde, ne gökte zerre ağırlığınca bir şey…” ifadeleriyle bu gerçeğe işaret etmektedir ki, ifadeden de anlaşılacağı üzere, göklerin ve yerin temel taşlarının aynı şeyler olduğu işaretleniyor. Evet Allah Teâlâ burada her şeyi aynı maddeden (zerre – partikül veya tanecik) yarattığını açıkça ortaya koyuyor.
Dipnotlar
- 66 Yûnus sûresi, 10/61.