İşte bu nazariyeye göre kâinat, Allah’ın emir ve iradesi çerçevesinde, büyük bir patlama (Big Bang) ile bu şekildeki bir başlangıçtan, yani fizikî olarak bakıldığında “yok”tan yaratılmıştır. Bugün ilim adamları kâinatın büyük bir patlama ile maddî olarak yokluktan veya kaostan çıkıp varlığa erdiği hususunda müttefiktirler. Kâinatın büyük bir patlama ile yaratılması, yapılan başka araştırmalarla da desteklenen güçlü bir teori olarak kabul edilmektedir.
Evet, kâinat, Cenâb-ı Hakk’ın كُنْ“Ol” emriyle yokluktan varlığa geçerek çok farklı şekil ve hüviyetler kazanmıştır. Son tespitlere göre de o, 13-14 milyar sene arasında bir yaşa sahiptir.
L. Güneş Sistemi ve Dünyanın Meydana Gelmesi
Güneş, dünyamızın da içinde bulunduğu gök sisteminin merkezi durumunda olup, çevresindeki gezegenlere ve dolaştığı alana, ısı ve ışık yayan büyük bir gök cismidir. Dünyadan çap olarak 109 kat daha büyük ve takriben 4,6 milyar yaşında olan güneşin içindeki sıcaklık 15 milyon dereceye kadar varmaktadır. Ondan uzaya doğru fışkıran sıcak gaz sütunlarının uzunluğunun 400 bin km’yi bulduğu söylenmektedir. Onu teleskoplarla gözlemleyenlerin, bu ihtişam ve heybet karşısında dehşete kapıldıkları, kapılacakları da bir gerçektir.
Güneşe, onu emrine musahhar kılan ve zimamını elinde bulunduran Yüce Allah’ın musahhariyeti noktasından bakıldığında, bu kadar dehşetli ve celâlli olan güneşin yeryüzünde oldukça zayıf, hakir ve insanoğlunun hizmetine musahhar bir hizmetçi olduğu görülecektir. O, ısı ve ışık yayarken, bir taraftan yeryüzünü ısıtıp aydınlatmakta, diğer taraftan da bitkilerin fotosentezine vesile olarak yeryüzünde hayatın bekâ ve devamına hizmet etmektedir.