“Miskal”, altının ağırlığını ölçmek için kullanılan bir ölçü birimidir. “Zerre miskali” denildiğinde artık burada “şu veya bu ölçüde” olmaktan ziyade, zerrenin yani atomun gerçek ölçüsü ne ise işte o kastedilmiştir. Atomun yarıçapı 10–8 cm olarak tespit edilmiştir. Bu, o kadar küçük bir yer işgal eder ki, şayet 75 milyon hidrojen atomu uç uca eklenilecek olursa ancak 1 cm ettiği görülecektir. Başka bir ifadeyle 56 gr demir içinde 6,02×1023 (602.000.000.000.000.000.000.000) tane atom bulunmaktadır. Bir insan atomdan hacim olarak 1028 misli daha büyüktür. Güneş de insandan tam 1028 misli büyüktür. İnsanın kâinattaki yeri, güneş büyüklüğü ile atom büyüklüğü ortasındadır. Güneş, içine 1 milyon 297 bin adet dünya sığacak kadar baş döndürücü bir büyüklüğe sahiptir. Buradan atomun ne kadar küçük bir zerre olduğunu kıyas edebiliriz.
Âyet-i kerimedeki “zerre miskali” ifadesiyle atomdan daha büyük ve daha küçük âleme yani proton, nötron, elektron, mezon, nötrino ve kuark gibi parçacıklara da dikkat çekilmektedir. Bu, hangi sahaya gidilirse gidilsin, hangi derinliğe girilirse girilsin, hangi keşiflerde bulunulursa bulunulsun, yine de zerrenin mahiyeti aşılamayacak ve onun dışına çıkılamayacak demektir. Meseleyi mutlak olarak ele almak gerekir. Ortaya atılan ve henüz gelişme sürecinde olan atom kanunlarıyla, Kur’ân’ın mu’cizbeyan ifadeleri mütenâkız değil demektir. Ancak henüz gelişimini tamamlamamış nazariyelere Kur’ân’ı adapte etmeye çalışmanın da doğru olmayacağı açıktır. Ama eğer ilimlere esas teşkil eden varlık, Kur’ân’la konuşan zatın bir kitabı ise –ki öyle olduğunda şüphe yok– saf ilim düşüncesinin Kur’ân’la çelişmesi kat’iyen söz konusu olamaz.