İçeriğe geç

Evet, dünya, küre şeklinde olup süratle güneşin etrafında döndüğünden, güneşe ters gelen taraftaki karanlık, âdeta bir perde gibi sürekli ışığı kovalamaktadır. Ne var ki insanın bunu tam kavrayabilmesi için mutlaka bir feza yolculuğu yapması gerekmektedir. Kur’ân-ı Kerim, asırlar önce bu hususu, يَطْلُبُهُ حَثِيثًا tabiriyle işaretler. Yani “Karanlık, süratle ışığı kovalamaktadır.” sözcüğüyle buna dikkatleri çeker.

Bundan da anlaşılmaktadır ki, karanlık olan dünyadır; ışık olan da güneş. Buna göre süratli bir şekilde ışığı takip edip kovalayan dünyadır ve o bir sapan taşı gibi hep güneşin etrafında dönmektedir. Şayet dünya, küre şeklinde olmayıp bir satıh gibi olsaydı, karanlık sürekli ışığı kovalayamazdı. O zaman bu sathın bir yüzü daima ışık, diğer yanı da karanlık kalırdı.

Evet, bütün bunlar birer işaret olup ilmî tespitlerle çelişmemektedir ki, Kur’ân bunu iki kelimelik bir ifadeyle ortaya koymuştur. Ama bu işaretler öyle komprimeler hâline getirilerek sunulmuştur ki, asrımızda dahi, bu ifadeler tahlile tâbi tutulup incelendiği, dahası dev teleskoplarla müşâhede edildiği zaman Kur’ân’ın hakikatlerinin pırlanta gibi nazarlarda arz-ı dîdar ettiği görülecektir. Evet, insanlık, ilim ve teknolojide ilerledikçe, Kur’ân’ın ifadelerinden daha pek çok sırlı nükte ortaya çıkacak ve böylece Kur’ân, bir kere daha hakikat diliyle ilâhî kelâm olduğunu haykıracaktır.

O. Dünyanın Şekli

Allah semaları bir kanun ve nizam ile intizama koyup zapturapt altına aldıktan sonra dünyaya da İrade ve Kudretini tevcih ederek onu da düzenleyip yuvarlak bir şekle sokmuştur.

485