İçeriğe geç

Ayrıca insan, kâinatta bir kısım karışıklıklar meydana getirdiğinde, orada vaz’edilmiş koruyucu kanunlar sayesinde, kısa zamanda bu arızayı telafi edecek bir sistemin mevcudiyeti de söz konusudur. Evet ekosistemi bozan bir kısım cahil ellere ve kâinattaki bu umumi nizamı bozmaya çalışan o hâricî güçlere karşı, fıtrî denge kendini koruyacak bir mekanizmaya sahiptir. Yani eşya ve hâdiseler arasında vasıtalı ve vasıtasız, normal hareketin dışında ayrı bir tesir, koruyucu ve karşılayıcı olarak meydana gelmektedir. Zaten öyle olmasaydı, eşya ve hâdiselerin bir ucuna yapılacak dış müdahale ile bu bozulma zincirleme topyekün eşyanın ve hareketlerin bütününe de sirayet edecekti. Ama öyle olmamaktadır ve o câmid zerreler, büyük bir tayin ve takdir içinde hareket etmektedirler ki, “O’nun indinde her şey, bir tayin ve takdire göredir.”73 âyet-i kerimesi bu hakikatin icmâlî ifadesidir.

Evet, her şey Allah’ın indinde, bir kader ve ölçü içinde cereyan etmektedir. Hiçbir zerre, başıboş hareket edemez ve gelişigüzel herhangi bir yere çekip gidemez. İşte Allah’ın bütün kâinata koyduğu bu nizam, tanzim ve muvazenenin temel taşları, yukarıdan beri izah etmeye ve farklı keyfiyetleriyle tanımaya çalıştığımız atom zerreleridir. Allah (celle celâluhu), en küçük âlemden en büyüğe kadar her şeyi bunlarla örgülemekte ve kâinat kitabını bunlarla yazmaktadır. Atomu daha küçük parçalara bölseler ve bu parçaları yeni yeni isimlerle adlandırsalar da netice değişmeyecek ve her şeye rağmen kader kaleminin, her nesnede ve her yerde hükmünü icra ettiği apaçık görülecektir.

532