İçeriğe geç

Bu âyet, insana ve kâinata ait pek çok hakikati ihtiva etmekte ve gelecek yılların Kur’ân yılları olacağı müjdesini vermektedir. Yine bu âyet, insan icadı olan teknik aletler sayesinde kâinatın bütün derinliklerinin bir ölçüde hallaç edilerek bir esasa bağlanacağına parmak basmakta ve bunu yaptığı aynı anda, insanoğlunun kendi iç ve dış derinliklerinde de çok ciddî ilerlemeler kaydedileceğini vurgulamaktadır.

Evet, her gün biraz daha gelişen teknoloji sayesinde elde edilen imkânlarla insan, yeniden kendine yönelmiş, her yönüyle kendini, özünü yorumlayıp keşfetmek için kendini teşrih masasına yatırmış; fizik, kimya, astronomi, tıp, hendese hatta psikoloji, pedagoji gibi bütün modern bilimlere göre kendini yeniden yorumlama ve değerlendirmeye tâbi tutmuş ve bir ölçüde Kur’ân’ın işaret ettiği süreci başlatmış gibi görünüyor. Buna, herkesin “hak” diyeceği noktaya geliniyor da diyebiliriz.

Aslında hakikat aşkı, ilim aşkı ve araştırma aşkı sayesinde insanı, kâinattan koparmadan, varlığın hakla irtibatını zedelemeden ve insanın kâinat içindeki mevkiini olduğu gibi koruyarak tarif eden sadece ve sadece Kur’ân olmuştur. Evet, onda, kâinat anlatılırken aynı anda insan da anlatılmakta, kalbin tahlil edildiği yerde güneş sisteminin ve yıldız kümelerinin genel durumları dile getirilmekte, insan ledünniyatından bahsedilirken de kâinatın derinlikleri nazara verilerek hep tevhîdî bir mülâhaza sergilenmektedir.

418