“Allah’a şirk koşanlar, Allah’ı bırakarak yalnız dişilere taparlar. Ve onlar böylece, inatçı ve azgın şeytandan başkasına tapmazlar. Allah onu lânetledi. O da, ‘Andolsun ki, Senin kullarından belirli bir pay edineceğim; elbette onları saptıracağım, her hâlde onları kuruntularla oyalayacağım; elbette onlara emredeceğim ve hayvanların kulaklarını yaracaklar ve yine onlara emredeceğim, Allah’ın yarattığını değiştirecekler.’ dedi. Ve artık kim Allah’ı bırakır da şeytanı dost ve arkadaş edinirse her hâlde açık bir ziyana uğramıştır. Şeytan onlara vaadde bulunur, onları kuruntulara düşürür. Şeytan onlara kuru ve boş aldanma vaad eder.”146
Şimdi de, bu âyetten anlaşılması gereken bazı hususları kısaca izah edelim:
“Allah’a şirk koşanlar, Allah’ı bırakarak ancak dişilere dua ederler; dişileri çağırır ve Allah’ı (celle celâluhu) bırakır onlara kulluk yaparlar.”
Merhum Hamdi Yazır’ın bu âyetle ilgili tahlili fevkalâde güzeldir:
“Onların gönül verip yalvardıkları veya namına davet ettikleri mâbudları dişiler olur. Bunların nazarında ilâh mefhumu ve mâbud tasavvuru her şeyden evvel bir kadın hayalidir. Ve bunun içindir ki, putlarının ekserisi kadın suretinde ve kadın ismindedir. Bunlar nefislerinden başka bir fâil (yapıcı) görmek istemediklerinden, mâbudlarını müessir, hâkim ve faal olmak üzere değil, kendilerine itaat etmek mevkiinde bulunacak, hevalarına râm olacak dişi unsurlarda ve münfail (tesirde kalan) durumlarda ararlar. Ve bu hâlet-i ruhiyeden dolayıdır ki, bir işte kendilerine bir başkan seçecek olsalar, böyle yumuşakları ve âcizleri seçerler.
Müşrik ruhunun, mâbuddan gayesi kadındır. Onun nazarında taabbüdün en büyük misali kadına taabbüddür. O, bütün zevkini ve bütün ilhamını kadından almak ister, kadın zevki onun için en büyük lezzettir.
Dipnotlar
- 146 Nisâ sûresi, 4/117-120.