İçeriğe geç

Evet biz, büyük sahabi Abdullah b. Amr b. Âs’ın (radıyallâhu anh) söylediklerinin isabetine kanaat getirmekle beraber, bu 2000 senenin miktarı hususunda kesin bir şey söyleyemeyiz; söyleyemeyiz zira bu seneler bizim ölçülerimize göre olan 365 günden ibaret seneler mi, yoksa her biri 10006 veya 50.0007 seneden müteşekkil Kur’ân günlerinden ibaret olan seneler midir, bilemiyoruz.

İbn Abbas’ın (radıyallâhu anh) konu ile ilgili değerlendirmesi ise şöyle: “Allah (celle celâluhu), yeryüzünün zimamını önceleri cin taifesine vermişti.. (Evet, ilk önceleri Cenâb-ı Hakk’ın isimlerine ayna olma ve ilâhî icraatı alkışlama işini onlar yapıyordu.) Fakat onlar, isyan edip peygamberlerini öldürdüler. Daha sonra gökten melekler geldi ki, aralarında cinlerin kendi cinslerinden olan İblis de vardı, bu isyankârları yeryüzünden sürdüler. Onlar da denizlere kaçtı ve oralara taht kurdular…”8

Yukarıda da arz ettiğimiz gibi hadis kriterleri açısından bu ve benzeri ifadeleri Resûl-i Ekrem’e (sallallâhu aleyhi ve sellem) isnat etmek zordur. Bununla beraber, İbn Abbas (radıyallâhu anh) gibi ümmetin en büyük âlimlerinden olan bir sahabinin, bunu Efendimiz’den (sallallâhu aleyhi ve sellem) duymuş olması da muhtemeldir. Onun için bu tür ifadelerin mânâlarını anlamasak bile, hakikatini kabul ve tasdik etmekte bir mahzur olmasa gerek.

Cinlerin, bizlerden önce yaratılmış olduğu ise Kur’ân ve hadislerde ifade edilen bir gerçektir. Kemmî ve keyfî buudlarını bilemediğimiz bu gerçeği, en azından bu şekliyle kabullenme ise bir mü’minlik şiârıdır.

213