İçeriğe geç

“İnkâr edenler seni tutup bağlamaları, öldürmeleri ya da (yurtlarından) çıkarmaları için sana tuzak kuruyorlardı. Onlar tuzak kurarlarken Allah da tuzak kuruyordu. Allah tuzak kuranların en iyisidir. (O, Kendisine karşı tuzak kuranların tuzaklarını başlarına geçirir.)”30

Sanki bu âyet Allah Resûlü’ne şöyle seslenmektedir:

“Ey Habibim! Seni bitirip tüketmek, seni bir yere bağlayarak veya hapsederek sesini ve soluğunu kesmek isteyecekler. Bunu yapamazlarsa, seni öldürecek veya Mekke’den sürgün edecekler; edecekler de bir garip olarak ortada kalacak ve hiç kimse tarafından himaye görmeyeceksin. Onlar bunu istiyor ve planlarını buna göre yapıyorlar. Hâlbuki farkında değiller; Allah da bir plan kuruyor ve onların hilelerine mukabelede bulunuyor. Onun içindir ki, onların bütün oyunları fiyasko ile neticelenecek; yaptıkları hiçbir tedbir, İslâm’ın nurunun yayılmasına mâni olamayacaktır.”

Bu haberden sonra Cenâb-ı Hak, Habibi’ne hicret emri vermiş ve o andan itibaren Müslümanlara hicret farz olmuştur. Allah Resûlü’nün yatağına Hz. Ali (radıyallâhu anh) yatar. Efendimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem), gizlice evden çıkıp Hz. Ebû Bekir’le bir mağaraya sığınmış, Mekke müşrikleri kararlaştırdıkları vakitte gelip eve girdiklerinde yataktaki Hz. Ali’yi görüp kalakalmışlardı. Böyle bir durumda Hz. Ali’ye bir şey yapmayı da göze alamazlardı.

Hâsılı, ilâhî mekir karşısında şeytan ve şeytanlaşmış insanların kurduğu her türlü hile ve oyun iflas etmiş, onlar istemeseler de Allah nurunu tamamlamıştı.

229