Cin sûresi, baştan başa bu hakikati anlatan bir destandır. Bu destan, O’nun eşsiz üslûbunun ruhanîler arasında da dinlenip, o Fem-i Güher’den çıkan fermanların tasdik edildiğinin destanıdır… Fakat biz, bu konuyla alâkalı örnekleri bir sonraki bölüme bırakıyor, burada Efendimiz’in, kendi hususiyetleriyle alâkalı ifade buyurdukları bir hadis-i şerifi zikretmek istiyoruz.
O (sallallâhu aleyhi ve sellem), “Bana, benden evvel hiç kimseye verilmedik beş şey verilmiştir: Bir aylık (gibi uzun) bir mesafeden (düşmanın kalbine) korku salmakla (ilâhî) nusrete mazhar oldum. Yeryüzü bana namazgâh ve sebeb-i tahâret kılındı. Bu itibarla, ümmetimden namaz vaktini idrak eden herkes (bulunduğu yerde) namaz kılsın. Ganimet, benden evvel kimseye helâl sayılmadığı hâlde bana helâl kılındı. Ve bana şefaat (hakkı da) verildi. (Yine benden evvel) her peygamber sadece kendi kavmine gönderiliyordu; ben ise bütün insanlığa elçi olarak gönderildim.”66 buyurmaktadır.
Allah’ın küllî mânâda herkese, hususî mânâda da her ümmet ve her nebiye ayrı bir lütfu, ayrı bir ihsanı olmuştur; Hz. Âdem ve evlâdına safvet ve esmâya (isimlere) mazhariyet; Hz. Nuh’a, mücadele, kararlılık ve azimet; Hz. İbrahim’e, pek çok nebiye baba olma mazhariyeti, tevhid aşkı ve hillet; Hz. Musa’ya talim, terbiye, içtimaî ilimler ve içtimaiyatta dirayet; Hz. İsa’ya beşerî münasebetlerde yumuşaklık, sabr u tahammül, müsamaha, şefkat ve muhabbet; zaman ve mekânın efendisi Hz. Muhammed’e (sallallâhu aleyhi ve sellem) ve O’nun şahsında ümmetine ise, enbiyâ-i sâlifeye lütfedilen hususlara ilâve olarak irade, hikmet, muvazene, telif, terkip gibi mükemmellik ve cihanşümul olmanın özellikleri bahşedilmişti.
Dipnotlar
- 66 Buhârî, teyemmüm 1; salât 56; Müslim, mesâcid 3, 5.