İçeriğe geç

Hz. Âdem’in kime ne zararı vardı? O, Cennet’te, Cenâb-ı Hakk’ın cemalinin cilvelerini müşâhede içinde, hep mest ve sermest dolaşıyordu. Ama onun teslimiyeti, Rab karşısında saygı ile el pençe divan durup Allah’a kullukta bulunması şeytanı şirazeden çıkarıyor ve âdeta deli ediyordu. Değil mi ki o, onun yüzünden huzurdan kovulmuştu. Mutlaka Âdem de aynı cezaya çarptırılmalı ve Cennet’ten kovulmalıydı.

Bunun için de şeytan, sürekli Hz. Âdem’in en zayıf tarafını aradı ve buldu. Cenâb-ı Hak ona ve eşine bir ağaç göstermiş ve “Sakın buna dokunmayın!”105 demişti. Hâlbuki bu ağaca dokunma, Hz. Âdem’in tabiatının buudlarından biriydi. Evet, Âdem neslinin şeceresi, ancak böylece inkişaf edip gelişecekti. Ama yine de ortada bir imtihan vardı.. ve Âdem, Rabbinin emrettiğini yapmak zorundaydı.

Sonunda şeytan, çeşitli oyunlarla onu ve eşini sürçtürdü. Derken, memnu (yasak) meyveye (hayat arkadaşına) el uzattı. Ancak, onun bu zelle vetiresi uzun sürmedi. O, kendine geldi ve en kısa zamanda yeniden kendi çizgisini buldu. Hatasını anlayıp, Rabbi karşısında kötü duruma düştüğü idrakiyle: “Rabbinden birtakım kelimeler aldı. (Onlarla amel edip Rabbine yalvardı.)”106 Yani o, “Allahım, bana demem gerekeni ilham et. Ta ki, Senin kapını o sözlerle çalayım ve huzurunda bir kere daha kabul göreyim. Ben bir kere ettim, ama bir daha etmeyeyim.” dedi.

279