9. اَلْجُنَّةُ kelimesinin bir mânâsı da zırhtır. İnsanı koruyan her şeye bu isim verilir. Kadının başını yüzüyle beraber örttüğü örtüye de اَلْجُنَّةُ denilir. Bu mânâdandır ki, hadiste اَلصَّوْمُ جُنَّةٌ “Oruç koruyucudur.”2 denilmiştir. Oruçta insanı şehvete karşı koruyan bir özellik söz konusudur. Yine bu mânâ kastedilerek “İmam koruyucudur.”3 denilmiştir. Zira imam, kendisine tâbi olanları dünyevî-uhrevî felâketlerden korumakta ve muhafaza etmektedir.
10. اَلْجَنَّةُ kelimesi de yine aynı kökten gelen bir kelimedir. Cennet, ağaçları boy boy bahçeye denir. Eğer bahçede ağaç yoksa oranın adı Arapça’da حَدِيقَةٌ ’dür. Bu yönüyle Cennet’e bu ismin verilmesi, ağaçların sıklığı ve dalların birbirine girmesi ile bir örtü meydana getirmesi sebebiyledir. Diğer taraftan ebedî âleme ait Cennet’in şu anda bizim zâhirî duygularımıza kapalı olması hikmetine dayalı olarak da Cennet’e bu isim verilmiştir.
11. Son olarak aynı kökten gelen bir başka kelimeye daha dikkatlerinizi çekelim: مَجْنُونٌ ism-i mef’ul kalıbında bir kelimedir ve جِنّ kökünden gelir. مَجْنُونٌ aklını bir şeye kaptırmış ve bu yönüyle de aklı örtülü insan demektir.4
2. CİNLERİN MEVCUDİYETİ
Cin taifesinin mevcudiyeti, insanın varlık âlemine intikalinden öncelere dayanır. Abdullah b. Amr b. Âs’dan gelen bir rivayette, Hz. Âdem’in yaratılmasından 2000 sene önce cinlerin yeryüzünde bulunduğuna işaret edilmektedir.5
Abdullah b. Amr ki, her sözünü kılı kırk yararak söyleyen şerefli bir sahabidir. Şüphesiz o bu mevzuda, Efendimiz’den (sallallâhu aleyhi ve sellem) bir şeyler duymuş ve söylediklerini de bu ölçüler içinde söylemiştir. Ancak, bütün bunlara rağmen yukarıdaki ifadeyi hadis kriterleri bakımından Efendimiz’e (sallallâhu aleyhi ve sellem) dayandırmak oldukça zordur.
Dipnotlar
- 2 Buhârî, savm 2; tevhid 35; Müslim, sıyâm 161, 162; Ebû Dâvûd, savm 25; Tirmizî, cuma 79; savm 54; iman 8; Nesâî, sıyâm 42.
- 3 Müslim, salât 88; imâret 43; Buhârî, cihad 109; Ebû Dâvûd, cihad 151.
- 4 İsfehânî, Müfredat s.203; İbn Manzur, Lisanü’l-arab 13/93-100.
- 5 İbn Kesir, Tefsiru’l-Kur’âni’l-azîm 1/101.