Rahmân sûresinde ele alınan konulardan bir diğeri, deniz sularının birbirine karışmamasıdır. Kur’ân bunu şu âyetiyle anlatır:
“İki denizi birbirine kavuşturmak üzere salıvermiştir. (Fakat) aralarında bir engel vardır; engeli aşıp birbirine karışmazlar.”50
Böylece her deniz kendi bünyesindeki canlıyı korumakta ve kendi zenginliklerini muhafaza etmektedir. Geçimlerini denizden sağlayanlar için bu ne büyük bir nimettir! Yine insanların büyük değer ve kıymet verdikleri inci, mercan… gibi şeyler de oralardan çıkarılmaktadır.
Demek ki, denizlerle canlılar arasında böyle sırlı bir irtibat var. Bu irtibatı kurup, ihtiyaçla nimeti dengeli hâle getiren ise Allah’tır (celle celâluhu).
Nihayet bu fâni dünya kapanıp, bâki bir âleme kapı açılacak ve bütün bekâ buudlu eşya, bekâ damgası ile mühürlenecektir. Bu olgu, ebedî nimetlere kavuşturacak bir şeyse şayet, dünyanın fena bulması da inkâr edilemeyecek ayrı bir nimettir.
O bâki âlemde, göklerde ve yerde olanlar hesaba çekilip, Cennetlik ve Cehennemlikler ayırt edilecek ve yokluğa göre Cehennem de bir nimet hâlini alacaktır.
Nimetlerin en büyüğü olan Cemalullahı temâşâ ise, ancak Cennet’te elde edilecektir. Bütün bunların olması kesin iken, O’nun hangi nimetleri inkâr edilebilir ki! O’nun ismi, şânı ne yücedir..!
İşte bütün bunlara karşı O’na şükretmek gerekmez mi?
b. Cinlere de Peygamber Gönderilmiştir
Daha önceki bölümlerde “cinlerin de birer sorumlu varlık olduğunu” bildirmiş ve “Ey cin ve insan topluluğu! İçinizden size âyetlerimizi anlatan ve bugününüzle karşılaşacağınıza dair sizi uyaran elçiler gelmedi mi? (denilince) ‘Kendi aleyhimize de olsa şahitlik ederiz.’ dediler. Dünya hayatı kendilerini aldattı ve kendilerinin kâfir olduklarına şahitlik ettiler.”51 âyetinin bu hususu açıklayıcı bir delil olduğunu ifade etmiştik.
Dipnotlar
- 50 Rahmân sûresi, 55/19-20.
- 51 En’âm sûresi, 6/130.