“Şeytan, karşına çıkıp da bir harama bakmanı istediğinde şöyle düşün: Bakmakla eline ne geçecek? Bakacaksın, o boş… Daha ileri götürsen, yine boş… Kaldı ki, imanından ötürü duyacağın, sana vereceği pişmanlık ve ızdırabı da unutmamalısın. İşte, sonu böylesine boş, ızdıraplı ve karanlık olan bir bakışın artık ne mânâsı olabilir ki!”
Zaten, insan kendini böyle ikna etmeye çalışırken o haram manzara da kaybolup gitmiş olur.
Akla gelen her vesvese, her süslü manzara, gelecekte ondan daha mükemmellerinin elde edilebileceğini düşünmekle de izale edilebilir.. hiç olmazsa tadil edilebilir. Kur’ân’ın pek çok yerinde, dünya hayatının bir oyun ve eğlenceden ibaret bulunduğu ve gerçek hayatın ahiret hayatı; yaşanacak gerçek yurdun da, ahiret yurdu olduğu ifade edilir.126 Biz de, bu türlü durumlarda, dünyanın bütün güzelliklerine karşı “İsteyene ver Sen onu, bana Seni gerek Seni!” demeli ve o anlamsız hülyalardan uzaklaşmalıyız.
Yaz aylarının kavurucu sıcağını bahane ederek, şeytan sizi hizmetten ve irşad gayesiyle etrafa gidip gelmekten alıkoymak ve başkalarına yaptığı gibi, sizi de deniz kıyılarına veya gölgesi serin mesire yerlerine çekmek mi istiyor? Ona Cehennem ateşinin çok daha sıcak olduğunu hatırlatıverin. Öyle zannediyorum ki, kalbinize atmak istediği bu vesvese onun kendi gırtlağına takılıp kalacaktır.
Yine “Allah Resûlü (sallallâhu aleyhi ve sellem) ve O’nun sadık yârânı ve arkadan gelen salihler bizi bekleyip dururken, benim şurada burada avare ve bana yakışmayan bir vaziyette dolaşmam hiç doğru olur mu?” diyerek de, şeytanın bu mevzuda telkin etmek istediği gaflet ve rehavet vesvesesini izale etmede bir yararı olur zannediyorum.
j. Abdest ve namazda “Eksik mi yaptım?” şeklindeki vesveselere de önem verilmemelidir
Dipnotlar
- 126 Âl-i İmrân sûresi, 3/185; En’âm sûresi, 6/31, 70, 130; Ankebût sûresi, 29/64; Mü’min sûresi, 40/39; Muhammed sûresi, 47/36; Hadid sûresi, 57/20.