İçeriğe geç

3. HZ. ÂDEM VE ŞEYTAN

Hz. Âdem yaratılacağı ana kadar, şeytanın içindeki küfür açığa çıkmamıştı. Onun içindeki nifakın, bütün çirkinliği ile dışarıya aksetmesi için bir sebep lâzımdı. Hz. Âdem’e secde emri, söz konusu olunca, şeytanın şeytanlığı da su yüzüne çıktı. Şeytan, neyi hakir gördüğünün farkında değildi. Çünkü toprak ilâhî isimlerin tecellî ettiği bir yerdi.

Evet, Cenâb-ı Hakk’ın isimleri, büyük ölçüde toprakta tecellî etmektedir.. tecellî etmektedir ve mağrur şeytan, böyle mukaddes bir tecelligâhı hakir görmektedir. Tabiî Cenâb-ı Hakk’ın dergâhından kovulunca da bütün bütün muvazenesini kaybedecek ve hayırla şerri birbirine karıştıracaktır.

Hz. Âdem daha iskelet hâlinde iken şeytan, belli bir insiyakla onun kendisine rakip olacağını sezmişti.. sezmiş ve onun ağzından girip arkasından çıkmış sonra da: “Ben bunu mağlup edebilirim. Bunda çok boşluklar var.” demişti.102 İşte onun ilk aktif düşmanlığı bu noktadan başlar ve gün geçtikçe de artar. Kur’ân-ı Kerim; “Derken şeytan onları oradan kaydırdı.”103 ifadesiyle yer yer bu büyük hasma dikkat çeker.

Şeytanın bütün işi, insanı Cennet’ten ve Cennet’e giden yoldan uzaklaştırmaktır. İnsan, ilâhî ilhamların uğrak yeri olan gönlüyle, Allah’a yöneldiği anda, şeytan da var gücüyle onu o hâlden uzaklaştırmak ister. Meselâ, namazda esneterek insanın içine gaflet atar. Onun içindir ki, Efendimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem), esnemeyi şeytandan sayar ve şöyle buyurur: “Esnemek şeytandandır. Sizden herhangi biriniz esnemeye maruz kaldığında, gücü yettiğince onu önlemeye çalışsın!”104

Mü’minin en ciddî olması gereken yer, mescitler ve camilerdir. Eğer şeytan, oralarda dahi bir mü’mine rehavet veriyorsa, o işini tamamlamış, onun tesirinde kalan mü’minin de işi bitmiş demektir.

278