“Şeytan, âdemoğlu için İslâm yolunda oturur ve ‘Babalarının dinini terk mi edeceksin?’ der. O da şeytana isyan edip müslüman olur. Sonra hicret yolu üzerine oturur ve ‘Yerini yurdunu terk edersen garip kalırsın!’ der. Mü’min yine onu dinlemez ve hicret eder. Sonra cihad yolu üzerinde durur, o, muhacir mü’mine ‘Savaşa gidersen öldürülürsün, malını taksim, karını nikâh ederler!’ der. O bu son engeli de aşar ve yoluna devam eder.”143
İşte bu haber, şeytanın vesvese verme konusunda mümkün olan her yolu denediğini göstermektedir.
Dört cihetin zikredilip, üst ve altın zikredilmemesindeki hikmet ise, insanın ruhî saadetlerinin gitmesini tevlid edecek kuvvelerin, bedenin zikrolunan yerlerine yerleştirilmesi sebebiyledir.144
Ayrıca şöyle bir rivayet de vardır: Şeytan bu sözü söyleyip dört ciheti sayınca, melekler, insanlara acıyıp Cenâb-ı Hakk’a şu niyazda bulunurlar: “Ey Rabbimiz! Eğer şeytan onları bu dört cihetten istilaya kalkarsa insanlar nasıl kurtulacaklar?” Bunun üzerine Cenâb-ı Hak da onlara şu hitapta bulunur: “İnsan için iki yön kaldı: Üst ve alt. Saygı ile ellerini yukarıya doğru kaldırır; dua ve huşû ile alnını yere koyarak secde ederse, onun yetmiş senelik günahını affederim.”145
d. İnatçı ve Azgın Şeytan
Şeytanın Rabbine karşı tuğyanı, Nisâ sûre-i celilesinde şöyle anlatılır:
Dipnotlar
- 143 Nesâî, cihad 19; Ahmed İbn Hanbel, el-Müsned 3/483.
- 144 Fahreddin Râzî, Mefâtîhu’l-ğayb 14/42.
- 145 Fahreddin Râzî, Mefâtîhu’l-ğayb 14/42.