İçeriğe geç

Ve işte bu nesil, bütün dünyaya ümit ve güven kaynağı olacaktır. Onlar, 14 asır önceki saadet dolu günleri yeniden günümüze çekip getirecektir ki, insanlık, şayet yeni bir dirilişe erecekse işte bunlarla erecektir. Yeter ki bizler, temsil keyfiyetimizle bu işe mâni olmayalım; olmayalım ve arkadan gelecek nesl-i cedidin önünü tıkamayalım.

Hayatlarındaki istikamet ve Rabb’e yönelişleri sayesinde cin ve şeytanların sultasından korunan şahıslardan misaller vermeye devam ediyoruz. Aslında bir iki misal daha arz ederek bu faslı da noktalama niyetindeyiz.

3. Aşere-i Mübeşşere’den olan, Hz. Ömer’in (radıyallâhu anh), vefat edeceği anda yanında bulunanlara “Keşke Ebû Ubeyde hayatta olsaydı da yerime onu bırakıp Rabbimin huzuruna öyle gitseydim!”90 dediği, Amvas’ta vebaya yakalanarak orada şehit düşen şanlı sahabi Ebû Ubeyde b. Cerrah (radıyallâhu anh) ile karıştırdıkları Ebû Ubeyd’dir (radıyallâhu anh). Ebû Ubeyd (radıyallâhu anh), tâbiînden olup genç yaşta İslâm ordusunun başına kumandan olarak tayin edilmiş cesur bir askerdir.

Hz. Ömer (radıyallâhu anh), Sasanilere karşı bir ordu göndermek istiyordu ancak, ordunun başına kumandan tayininde zorlanıyordu. Çünkü askerlerin büyük çoğunluğu Hz. Halid’le birlikte savaşmak istiyorlardı. Hâlbuki Halid (radıyallâhu anh), o sıralarda Bizans’a karşı savaşıyordu. İşte bu kritik anda Ebû Ubeyd, ileriye atıldı ve bu kumandanlığı kabul edebileceğini söyledi. Onun bu davranışı Hz. Ömer’i çok sevindirmişti. İçinde pek çok sahabinin de bulunduğu orduya bu 20-21 yaşlarındaki delikanlı kumanda edecekti.

268