İçeriğe geç

Şahsına ait yanları itibarıyla hiçbir zatî değer ve kıymeti olmayan bu menhus ve melun varlığın, neticeye ve Yaratıcı’sına bakan cihetiyle pek çok hikmete mebni yaratıldığında şüphe yoktur. Hiç kuşkusuz, bu hikmetlerden biri, belki de en birincisi, onun cin ve insin terakki ve tedennisi adına oynadığı roldür. Bir kısım istidat ve kabiliyetler, ona karşı verdikleri mücadele ve mücahededeki muvaffakiyetleri neticesinde inkişaf edip Cennet’e ehil hâle gelmelerine mukabil, Allah’ın kendilerine verdiği istidat ve imkânları kullanamayan bir kısım kimseler de Cehennem’e yuvarlanmaktadırlar.

Değer ve kıymet, keyfiyete bağlı olması; kemmiyetin kıymet ve değer ölçüsünde tercih ettirici bir fonksiyon ve tesiri bulunmaması esasına binaen, Cenâb-ı Hak şeytanın varlığına izin vermiştir.. ve bu, hiçbir zaman O’nun o engin rahmet ve şefkatine zıt değildir. Aksine O’nun rahmet ve merhameti, hikmetine mukarin olarak şeytanın yaratılmasını iktiza etmektedir. Zira ancak bu sayededir ki, cin ve insin yaratılışı bir mânâ derinliğine daha ulaşacak ve âli ruhlar ile sefil ruhlar birbirinden ayrılacaktır. Ayrıca Cennet ve Cehennem’in varlığının bir hikmeti ve hatta bir illeti olan iradî ve ihtiyarî amel ve fiiller de ancak bu sayede bir değer kazanacaktır.

Şeytanın yaratılışı cebrî olmasına karşılık, şeytanlaşması kendi irade ve hatasıyla olmuştur. Zira Allah’ın secde emrini dinlemeyip isyan etmiş, daha sonra da bu temerrüdünü hep sürdürmüştür.

273