İçeriğe geç

Şeytan günahları süslü gösterir. Her günah ise bir başka günaha davetiye demektir. İlkine kanan ve günaha ilk adımını atan insan, ard arda adımlarla âdeta o günahla bütünleşir ve bir daha da geri durması zor olur. Zaten şeytanın istediği de budur.. ve bütün bunları Kur’ân-ı Kerim şöyle dile getirmektedir:

“Hiç olmazsa, onlara bu şekilde azabımız geldiğinde bari boyun eğselerdi! Ne var ki onların kalbleri katılaştıkça katılaştı ve şeytan da onlara yaptıklarını cazip gösterdi.”166

Yani, iki ayakları bir kaba girdiği, dinsizler kayyim gibi başlarına dikildiği ve onları İslâm’ı yaşama şansından mahrum bıraktıkları, hak ve hakikatleri anlatmayı yasaklayıp, hakkı neşredenleri takip ve tarassuta tâbi tuttukları zaman.. evet, hiç olmazsa bu durumda Allah’a karşı tazarru, niyaz ve yalvarışa geçebilselerdi!..

Evet, hiç olmazsa hâdiselerin böyle aleyhlerine işlediği ve her şeyin onları çepeçevre kuşattığı hengâmede, onların, teveccühle gerilmeleri ve kendilerini rahmetin kucağına salmaları gerekmez miydi? Ama ne gezer!. Kalbleri karardıkça karardı ve hissiyatları bütün bütün köreldi.. her şeyle beraberken yalnızdılar.. Cenâb-ı Hakk’a kurbiyetleri yoktu ki, hayatları bu yakınlığa göre düzene girsin.. ve tabiî bu arada şeytan da onlara durmadan yaptıklarını süslü gösteriyordu.. onlar da buna kanarak, yaptıklarını doğru ve güzel zannediyorlardı. Bu da, onların gafletlerine gaflet katıyordu. Rahat ve rehavet içinde dopdolu mideleri, lüks hayatları, sefahat dolu yaşantıları, uyanıp kendilerine gelmelerine mâni oluyordu.

315