İçeriğe geç

Son olarak, cin ve şeytanların sultasından korunma için, iç ve dış bütünlüğüne kavuşulması; dilden duanın eksik olmaması ve Âyetü’l-Kürsî’nin okunmasının âdet edinilmesi gibi bir kısım prensiplerden bahsetmiştik. Şimdi de -müsaadenizle- bu düsturları yaşayarak onların şer ve sultalarından uzak kalabilmiş kişilerin hayatlarından misaller vermek suretiyle mevzuumuzu biraz daha tavzih edelim.

1. İbn Ebi’d-Dünya naklediyor:

Urve b. Zübeyr (radıyallâhu anh) diyor ki:

“Bahçemde oturuyordum. Derken çardağın etrafını bazı karartıların sardığını gördüm. Çardağın üstünden bir ses yükseliyordu. Bu Ses: ‘Urve’nin hakkından gelecek kimse yok mu?’ diyordu. İçlerinden biri ileri atıldı ve ‘Ben varım, ben onun hakkından gelirim!’ dedi. Biraz sonra mahzun, mükedder, boynu bükük geri döndü. Ona niçin bir şey yapamadığını sordular. Cevap verdi: ‘Sabah-akşam okuduğu dua ona yaklaşmama mâni oldu…’ ”88

Urve b. Zübeyr (radıyallâhu anh), sabah-akşam şu duayı okuyordu:

أٰمَنْتُ بِاللّٰهِ الْعَظيِمِ وَكَفَرْتُ بِالْجِبْتِ وَالطَّاغُوتِ وَاسْتَمْسَكْتُ بِالْعُرْوَةِ الْوُثْقَى لَا انْفِصَامَ لَهَا وَاللّٰهُ سَمِيعٌ عَليِمٌ

“Azîm olan Allah’a inandım. Ne kadar sanem ve put varsa hepsini inkâr ettim. Ve ben, kopmayan ipe (Kur’ân’a) sarıldım. Allah her şeyi işitir, bilir.”89

İşte sabah-akşam bu şekilde ahd ü peymânını yenileyen ve okuduklarını yaşayan insanlara, kötü niyetli cin ve şeytanların yaklaşmaları ve onlara herhangi bir zarar vermeleri mümkün değildir. Zira bu dua onların korunmaları için bir vesile teşkil etmektedir.

Bütün insî ve cinnî şeytanların deryalar dolusu şerleri olsa dahi, bu şerlerin kendilerine ulaşamayacağı nice yüce ve yüksek kametler vardır! Zaten bizi teselli eden ve en kötü durumlarda, gönüllerimizde itminan vesilesi olan da budur.

2. Ebû Musa el-Eş’arî (radıyallâhu anh) anlatıyor:

266