İçeriğe geç

Cinler, Allah’ın dumansız ateşten yarattığı kullarıdır. Henüz dünyada insanın isminden dahi eser yokken, Cenâb-ı Hak cinleri yaratmış ve dünyanın imarını onlara yaptırmıştır. Fakat onlar daha sonraları yeryüzünde fesat çıkarıp ilk babaları olan Cân’la gönderilen ilâhî ahkâmı unutup şirazeden çıkınca, Allah (celle celâluhu) da, tekrar Yusuf isminde bir peygamber gönderdi; ama onu da şehit ettiler. Bunun üzerine cinler, göklerin sakinleri tarafından yeryüzünden uzaklaştırılıp denizlere sürüldüler…”59

“Her millet içinde mutlaka bir uyarıcı gelmiştir.”60“Biz, Resûl göndermedikçe (hiçbir kavme) azap edecek değiliz.”61 âyetleri onlara da, “birini doğru yola sokmak için uğraşan” mânâsında bir “uyarıcı” ve “hakkı, hakikati tebliğ eden” mânâsında da bir “resûl” gönderildiğini haber vermektedir.

Baştan buraya kadar naklettiklerimiz, açık veya kapalı söyledikleri her sözü Efendimiz’e dayandıran, tefekkür ufukları nübüvvet meltemi ile müteessir büyüklerimizin tefsir adına söylediklerinden ibaretti. Naklettiğimiz bütün bu sözlerden anlaşılıyor ki, cinlere, insanlardan peygamber geldiği gibi kendi içlerinden de peygamber gelmiş olabilir…

Bu hususu, önümüzdeki bölümde biraz daha açmak istiyoruz.

c. Rivayetlerin Ortak Değerlendirilmesi

Daha önceki bölümde de ifade ettiğimiz gibi, selef-i salihinden bazıları, insanlara gönderilen peygamberlerin cinlere de gönderildiğini söylerken -ki bu cumhurun görüşüdür- kimileri de cinlere ayrı peygamberlerin gönderildiğini söylemiş ve bu görüşlerini çeşitli delillerle ortaya koymaya çalışmışlardır. Bu hususta, fakirin görüşlerine gelince, bu iki görüşün telifi istikametindedir:

243