Müşrikler Müslümanların yeniden taarruza geçtiklerini duyunca kendilerini Mekke’ye zor atmışlardı.. ve Müslümanlar için hezimet zafere dönmüştü.171
Evet, tevbesini böyle yapabilen Müslümanların galebe çalmaları mutaddır. Bir kere daha sahabe şuuru, şeytanın oyunlarını ters yüz ediyordu. Onlar, hatalarını anladıklarında, süratle hatadan dönen insanlardı. Böyle idiler ve günahın temadi edip gitmesine meydan vermemişlerdi. Eğer canlarını bezletme pahasına tevbe atmosferine girmeselerdi, elbette her günah bir başka günah tevlit edecekti ki, bu da onların bitip tükenmesi demekti. Allah Resûlü’nün kararlılığıydı ki, onları böyle bir akıbetten kurtarmıştı. Düşmanı takip mevzuunda ağır yaralı birkaç sahabi belki tereddüt geçirmişti ama, Allah Resûlü de yaralı idi. Evet, O da herkes gibi kan revan içindeydi.
Ve O’nun âdeta “Hiç kimse gelmese tek başıma yine gideceğim!” dercesine kararlılığı, arkadaşlarını harekete geçirmeye yetmişti ve herkes Allah Resûlü’nün arkasındaydı. Düşmanın Mekke’ye vardığından emin oluncaya kadar takip işi devam etti. İçlerinden hiç kimse takılıp yolda kalmadı. Zaten sahabi ruhu taşıyan birinin yolda takılıp kalması da söz konusu olamazdı. Şüphesiz yolda kalmak, bir korkak işi ve korku da bir şeytan hilesidir. Ama şeytan kimin yüreğine korku verir? Âyet bu konuda şöyle der: “İşte o şeytan, ancak kendi dostlarını korkutur.”172 korkutur ama, devamında Cenâb-ı Hak şöyle buyurur:
“Şu hâlde, eğer mü’min iseniz onlardan değil, sadece Ben’den korkun.”173
“Allah insanlardan bir grubu doğru yola iletti, bir gruba da sapıklık müstehak oldu. Çünkü onlar, Allah’ı bırakıp şeytanları kendilerine dost edindiler. Böyle iken kendilerinin doğru yolda olduklarını sanıyorlar.”174
Dipnotlar
- 171 İbn Hişâm, es-Sîratü’n-nebeviyye 3/107-112; İbn Kesir, el-Bidâye ve’n-nihâye 4/50-53.
- 172 Âl-i İmrân sûresi, 3/175.
- 173 Âl-i İmrân sûresi, 3/175.
- 174 A’râf sûresi, 7/30.