‘Yâ Resûlallah! Yerinize bir halife seçseniz!’ dedim. ‘Kimi?’ deyince de ‘Ebû Bekir’i’ dedim. Sükut buyurdular. Sonra aynı sözü tekrar edip, her soruşunda da Hz. Ömer ve Osman’ı zikrettim. Hepsinde susmuşlardı. En sonunda ‘Hz. Ali’yi’ deyince, ‘Ali’ye itaat edenler kurtulur.’ buyurdular.”73
(Demek, halifeliği döneminde Hz. Ali’ye itaat etmek çok zor olacaktı. Zira onun devrinde hak-bâtıl birbirine karışacak, herkes Hakk’ın müdafii olduğunu iddia edecekti, ama iş şirazeden çıkacaktı. Bunu bildiğinden dolayı Efendimiz, ona itaat edenin kurtulacağını haber vermişti…)
Bütün bu vak’alar, Efendimiz’in müteaddit defa cinlerin davetine icabetle, onlarla görüşüp irşad ve tebliğde bulunduğunu ifade etmektedir. Zira O, âlemlerin sultanı, ins ve cinnin peygamberidir.
7. CİNLERDE SAHABİLİK
Mü’min olarak Efendimiz’i (sallallâhu aleyhi ve sellem) görüp O’nun sohbetinde bulunan kimselerin “sahabi” kabul edilmesi gibi, O’nu gören her cin de “sahabi” kabul edilmiş ve aralarında hiçbir fark gözetilmemiştir.
Hatta müfessirler, “Cinlerden bir grubu sana yönelttiğimizde…”74 âyetinde anlatılan cinleri isim isim saymış ve onların, cin taifesinin en büyük “sahabileri” olduklarını söylemişlerdir.75 Bizim tespitimize göre de, sayıları yedi veya dokuz olarak kabul edilen bu cinler, tıpkı Ashab-ı Bedir, Ashab-ı Uhud’un sıyanetleri gibi, şer ve şerirlere karşı kendileriyle tevessül edildiğinde koruyuculuk yaparlar ki, onlar, -Kur’ân’da anlatılan şekliyle- Allah Resûlü’nü ilk defa görüp dinleyen, ardından da kavim ve kabilelerine birer “Münzir” olarak dönen cinlerdir. Binaenaleyh, bu yönüyle de onları, onlar arasındaki sahabenin ileri gelenlerinden kabul edebiliriz.
Süheylî, Ömer b. Abdülaziz’le alâkalı bir vak’ayı anlatırken, bu cinlerden de bahseder. Vak’a şöyledir:
Dipnotlar
- 73 İbn Ebî Âsım, es-Sünne 2/563.
- 74 Ahkaf sûresi, 46/29.
- 75 Kurtubî, el-Câmiu li ahkâmi’l-Kur’ân 16/213-217; İbn Kesir, Tefsiru’l-Kur’âni’l-azîm 7/280.