İçeriğe geç

Evet, madde bugün var ise de -bir kısım pozitif neticelerin ışığı altında- başkalaşmaya doğru gittiğinden de kimsenin kuşkusu yoktur. Şimdi bunu, yine bir tren misaliyle anlatmaya çalışalım:

Farz edelim ki, İzmir’den kalkan bir tren, 50-55 km ötede bulunan Turgutlu istikametine doğru hareket etti. Hareket esnasında trenin hızı saatte 55 km’dir. Buna göre trenimiz bu mesafeyi ancak bir saatte alabilecektir. Bu hızla yarım saat kadar yürüyen tren, yolun geriye kalan kısmında hızını tam yarıya düşürüyor. Buna göre, yolun henüz katedilmedik 27.5 km’lik mesafesi kalmıştır ki hızını yarıya düşüren tren bu 27.5 km’nin ancak yarısını yarım saatte alabilecektir. Bu tempoyla hareket eden trenin yarım saat gittikten sonra yine hızını yarıya indirdiğini düşünelim; geriye kalan kısmın yarısını da yarım saatte katedebilecektir. Böylece her yarım saatte bir hızını yarıya düşüren tren, Turgutlu’ya sonsuz diyebileceğimiz uzun bir zaman sonra ancak ulaşabilecektir. Hatta biz hiçbir zaman onun oraya varamayacağını bile zannedebiliriz.

Bunun gibi, madde de bir çözülme ve inhilâle (dağılma) doğru gitmektedir. Bu birkaç milyon sene sonra dahi olsa, mutlaka tahakkuk edecektir ki, bu da “Varlığı Kendinden Olan’ın dışında her şey fenâ ve zeval bulup gidecek.” demektir.

Hâsılı, Allah bizzat vardır ve her şeyin yaratıcısıdır. O’na yaratılmışlık isnadı, Yaratıcı’yı yaratılandan ayıramama gibi bir düşünce sefaletidir. Bu türlü ürpertici bir tasavvuru ortaya atan zavallı münkirler, akıllı görüneyim derken, akılla nasıl bir tenakuza düştüklerinin farkında bile değillerdir. Evet, bugün artık bazı kimselerin kalkıp maddeye ezeliyet kesip biçmesi ve Zât-ı Ulûhiyet’i inkâr etmesi, oldukça garip ve garip olduğu kadar da bağnazca bir iddiadır.

331