İçeriğe geç

Kur’ân-ı Kerim’in pek çok âyetinde, cinler ve insanlar yaratılış itibarıyla eşit tutulmuş ve her iki taife de hilkatleri itibarıyla ayrı ayrı tafsil edilmişlerdir. Şimdi, bu âyetlerden bazılarını beraberce mütalâa edelim:

“(Allah) İnsanı kiremit gibi pişmiş çamurdan yarattı. Cinni de hâlis ateşten yarattı.”12

Buradaki “hâlis ateş”, zihne yaklaştırma esprisi olarak zikredilmiştir. Bu itibarla da o, radyasyonların terkibi veya bir iyon çorbası olabileceği gibi, antimadde veya partiküllerden meydana gelen bir bulamaç da olabilir.. olabilir ama bunlardan herhangi biri olduğuna dair hüküm vermemiz mümkün değildir. Zira biz, “mâric” ve “nâr”ın ne olduğunu kesin olarak bilemiyoruz ki, böyle bir hükme varabilelim. Ancak şurası da bir gerçektir ki, melekler nasıl nurdan yaratılmış ve istediklerinde temessül edip görülebilmektedirler; aynen öyle de cin taifesi de “nâr”dan yaratılmış ve temessül edip görülebilmektedirler.

Bu konuda başka bir âyette de şöyle buyrulmaktadır:

“Andolsun Biz, insanı pişmemiş çamurdan, değişmiş cıvık balçıktan yarattık. Cinne gelince onu da (insandan) daha önce, nüfuz eden kavurucu ateşten yarattık.”13

İnsan, mahiyeti itibarıyla bir protein çorbasından; cin de “nâr-ı semûm”dan yaratılmıştır. “Nâr-ı semûm”, “vücudun bütün gözeneklerine giren ateş” mânâsına geldiği gibi “zehirleyen ateş” mânâsına da gelir. Ancak bizim için böyle bir ateşin keyfiyeti meçhuldür.. meçhuldür zira bugün için mevcut laboratuvarlarımız böyle bir ateşi tahlile yeterli değildir.

215