Aynı sûrede hûrilerden bahsedilirken “Onlara (Cennetlerde), bakışları münhasıran (kocalarına bakan) öyle dilberler vardır ki, bunlardan önce onlara ne insan ne de cin dokunmuştur.”47 buyrularak cismanî zevkin bir başka buuduna dikkat çekilmektedir. Demek ki, cinler de bizler gibi ya mükâfat görüp Cennet’e gidecek ya da ikaba maruz kalıp Cehennem’e sürükleneceklerdir. Böyle bir şey ise, ancak mükellef ve mesul bulunmanın gereği olabilir.
Cinlerin mesuliyeti hususunda pek çok delil vardır. Onlardan birini daha hatırlatalım:
“Şimdi onlar da kendilerine (azap) sözü gerekli olmuş kimselerdir. Kendilerinden önce geçen cin ve insan toplulukları arasında (azabın içinde) bulunacaklardır. Gerçekten onlar ziyana uğrayanlardır.”48
Bu âyet, gayet açık olarak, her iki grubun da burada yapıp ettikleri şeylerin mutlaka ya mükâfatını ya da cezasını göreceklerini anlatmaktadır. Evet, kimileri bir şeyler yapmanın huzuru içinde, yüzünde güller açarak Rabbin huzuruna girecek, kimileri de yaptıkları çirkefliklerin yüzlerine akseden kara lekeleriyle…
Ancak İslâm âlimleri arasında bu konu biraz ihtilaflıdır. Bazı önemli imamlara göre cinlerin diğer bir kısım canlılar gibi toprak olacakları söz konusudur. Bunun yanında İbn Ebî Leylâ, İmam Malik, İmam Şafiî, Evzai ve Hanefi mezhebi imamlarından Ebû Yusuf gibi âlimler ise: “İnsanlar gibi cinler de mükelleftir. Dolayısıyla sevaba mazhar olacak ve ikaba maruz kalacaklardır.. evet, sefil ve alçak olanlar Cehennem’e, ulvî ve yüce olanlar da Cennet’e gidecekler.” demişlerdir.49
Yukarıdaki âyetler de bu görüşü teyit eder mahiyettedir. Şayet Cenâb-ı Hak, onları muhatap kabul edip sorumluluk yüklemeseydi, onlara herhangi bir karşılık vermesi de söz konusu olmazdı. Mademki onlara sorumluluk yüklemiş, o hâlde neticede karşılığını da verecektir.
Dipnotlar
- 47 Rahmân sûresi, 55/56.
- 48 Ahkaf sûresi, 46/18.
- 49 Nevevî, Sahih-i Müslim bişerhi’n-Nevevî 4/169; Kurtubî, el-Câmiu li ahkâmi’l-Kur’ân 7/85-88.