Elimizdeki nasslara bir bütünlük içinde baktığımızda görürüz ki, cinle ins arasında esas itibarıyla ciddî bir fark yoktur. Onlar da bizim gibi yer, içer, evlenir, çoğalır ve hayatlarını devam ettirirler.
Hayat tarzı olarak böyle olduğu gibi, düşünce ve fikir açısından da her zaman bir paralellik söz konusudur. Cin sûresinde, onların bu durumu, kendi ifadeleri içinde şöyle anlatılır:
“Bize gelince, bizden iyiler de var, böyle olmayan (kötüler) da var. Biz çeşitli yollara ayrıldık.”79
“Biz çeşitli yollara ayrıldık.” ifadesinin tefsiri sadedinde İmam Süddî’den şu değerlendirme nakledilir: “Her zaman cinler içinde, tıpkı beşerde olduğu gibi, Kaderiyye, Mürcie, Müşebbihe… vardır.”80
(Hâliyle Yahudi, Nasrani, Mecusi, putperest… de var demektir. Hatta bunu Müslümanlar arasında zuhur eden hak ve bâtıl meslek, meşrep ve mezheplere teşmil etmek de mümkündür. Evet, bunların kimisi Cebriye mezhebindendir, “İnsanın iradesi yoktur.” der.. kimisi, “Allah, insanın işine karışmaz; kul fiilini kendi yaratır.” der, Mutezile mezhebini temsil eder.. kimisi “Mürcie”dir, amelin tesiri mevzuunda belli bir saplantıyı mırıldanır.. kimisi de “Müşebbihe”dir, Allah’ı (celle celâluhu) başka şeylere benzetip, O’na mekân ve hayyiz isnat eder.)
İmam Süddî Hazretleri, tâbiînden bir zattır. Onun devrinde, cinler arasında bu kadar tefrika ve ayrılık söz konusu ise, kim bilir o iftiraklar bugün ne hâldedir! İhtimal, bugün insanlar arasında mevcut bütün doktrin ve düşünce farklılıkları, cinler arasında da mevcuttur. Zira onlar, insanlara tâbi varlıklardır.
Dipnotlar
- 79 Cin sûresi, 72/11.
- 80 Esbehânî, el-Azame 5/1689; Kurtubî, el-Câmiu li ahkâmi’l-Kur’ân 19/15.