İçeriğe geç

Bu her iki kabile de cesaret ve atıcılıkları ile meşhurdu. Ok atmada hepsi de usta sayılırlardı. Bunlara karşı, ekseriyeti yeni Müslüman ve genç bir orduyla mukabele etmek icap ediyordu. Öyle de oldu. Allah Resûlü, derhal Huneyn’e doğru yürüyüş emri verdi. Yoksa, her şey Müslümanların aleyhine dönebilirdi. Zira, bu kabileler şayet Mekke’ye kadar gelme fırsatı bulurlarsa, Mekke’de bozgunculuk için fırsat bekleyenlere, bekledikleri fırsat verilmiş olacaktı. Aynı zamanda, çokları itibarıyla onurları rencide olmuş Mekke’nin yeni Müslümanları, düşmana karşı kavga verirlerse, bu hem onların, uzak ihtimal de olsa, sarsıntı geçirmelerini önleyecek hem de kalblerinde İslâm’ın oturaklaşmasını hızlandıracak ve onları iyiden iyiye İslâm’a perçinleyecekti.

Huneyn’e 12.000 askerle gidildi. Bunlardan 2.000 kadarı yürekten Müslüman değildi. Diğerlerinin ise çoğu genç ve tecrübesizdi. Bu gençlerin başında da Halid b. Velid (radıyallâhu anh) vardı. Düşman “U” şeklinde mevzilenmişti. İslâm ordusunun öncü kuvvetleri ya farkında olmadan ya da bilerek bu “U”nun içine girdiler. Ansızın gelen ok yağmuru sebebiyle de geri çekilmek zorunda kaldılar. Zira çoğunlukla zırhları yoktu, oklar da çok şiddetli ve isabetli geliyordu. Eğer “U”nun içine bilerek girildi ise, geri çekiliş, bir harp oyunuydu. Nitekim okçular, Müslümanların kaçtığını görünce, sevinç çığlıkları atarak yerlerinden çıkmış ve kaçanları takibe koyulmuşlardı. Tabiî farkına varmadan, bir kıskaç içine girmiş oldular. Ve, taarruz eden bu güçler ric’ate mecbur kaldılar. Derken, birkaç saat içinde ölenler ölmüş, kaçanlar da Taif’e sığınmak zorunda kalmışlardı.153

292