İçeriğe geç

İnsanlığın İftihar Tablosu, büyük asker, yeniden zimamı eline aldı. Artık okçuların yerlerini terk etmesi, başkalarının gidip uzak cephelerde savaşması, O’nun yeni harp stratejilerine mâni olmayacaktı. Etrafında toplananlarla O, sessizce Uhud’un arkasına çekilmiş, orada tekrar bir güç olma planları hazırlıyordu. Yani, Allah Resûlü, muvaffakiyetle neticelenecek olan üçüncü tabloyu hazırlamaktaydı.57

d. Hezimetten Zafere

Bu üçüncü tablodaki yine mutlak bir zaferdi.. zaferdi, zira, düşman ric’at etmiş, Müslümanlar da onları kovalamışlardı. Vâkıa, Ebû Süfyan yeni bir taarruza niyetlenmişti ama, Safvan b. Ümeyye: “Yâ Ebâ Süfyan, geri dönelim. Zira Muhammed’e onların hepsini öldürmeden ulaşmamız mümkün değildir. Şimdi bir zafer kazandık. Bunu hezimete çevirmeyelim!” diyerek onu bu akıbeti şüpheli hareketten vazgeçirmişti. Aslında, o da aynı kanaatte idi. Ve, Mekke’ye doğru yola koyuldular.58

Mağlubiyet gibi görünen bir durumdan sonra Allah Resûlü, âdeta yeniden parlak bir zafer kazanmıştı. Bununla da kader, sanki sahabeye şöyle bir ders veriyordu: Allah (celle celâluhu), Habibi’ne doğrudan doğruya kendi inayet ve keremiyle muvaffakiyetler bahşetmektedir. Sizin kılıçlarınız sadece birer sebeptir ve zevahir açısından vardır. Yoksa, Resûlü’nü zaferden zafere ulaştıran sadece ve sadece Allah’tır (celle celâluhu).

İşte, Uhud’un hem başında ve hem de neticesinde elde edilen zaferler, Efendimiz’e verilsin diye, arada öyle muvakkat bir sarsıntı yaşanmıştı. Fakat Allah (celle celâluhu) bu en zor şartlarda dahi Efendimiz’i yalnız bırakmamış ve O’na vaad ettiği nusreti vermiştir ki, âyet bu hususu şöyle dile getirmektedir:

242