İçeriğe geç
17. Bölüm

Sünnetin Tesbiti Ve Teşrideki Yeri

Mukaddime

Hadis, Resûl-i Ekrem Efendimiz Hazretleri’nin (sallallâhu aleyhi ve sellem) akvâl, ef’âl ve ahvâlini (söz, fiil ve davranışlarını) bildiren ilimdir. Çokları, sünnetin takrîrî kısmını da ef’âli içinde zikretmişlerdir. Öyle veya bu şekliyle, bizim arz etmeyi düşündüğümüz hususu çok alâkadar etmediğinden üzerinde durmayacağız.

Efendimiz’in akvâlinden murad; Kur’ân’ın (vahy-i metlüv) dışında olan mübarek sözleridir. Fiillerinden murad ise, Zât-ı Risâletpenâhi’lerinden sâdır olan ef’âldir ki, büyük bir kısmı itibarıyla bunlara uymakla mükellef sayılırız. Bu arada, Sultanü’s-Sekaleyn Efendimiz’in âdet kabîlinden olan işleriyle, şahsı ile alâkalı sünnetlere uymak mecburiyeti olmasa bile, bunlara dahi hâlis bir niyetle ittiba, âdetleri ibadet hâline getirmesi ve O’nun mübarek davranışlarıyla hedeflenen noktalara yönelmeyi netice vermesi bakımından sevap ve bereket kaynağı olacağında şüphe yoktur.

Fıkıh ilminde bu ikinci nevi fiiller bahis mevzuu değil ise de, hadis ilminde her zaman üzerinde durulagelmiştir. Efendimiz’in ahvâli, hadisçilerce hadis muhtevasına dahil, ama, fıkıhçılarca hariçtir. Fakihler derler ki: “Efendimiz’in ahvâli, ihtiyarî fiiller nevinden ise o, ef’âl-i nebeviyyeye zaten dahildir. Yok, Şeref-i Nev-i İnsan’ın, şemâil-i şerifleri, mîlâd-ı nebevîleri, O’nun zaman ve mekânı gibi siyer kitaplarında zikredilen ve şer’î hükümlere esas teşkil etmeyen hususlardan ise, o, fukahânın maksadının dışında kalır ve teşrîde de esas değildir.”1 Oysaki, hadisçilere göre, Efendimiz’e (aleyhi ekmelüttehâyâ) izafe ve isnad edilen her şey hadistir ve hadisçinin iştigal sahası içine girer.2

Sünnete gelince, Hazreti Ferîd-i Kevn ü Zaman Efendimiz’e izafe olunan söz, fiil ve takrîrlerin umumuna denir ki, usûl-ü fıkıh ulemâsına göre hadisin müradifi sayılır.3

328