F. Hadislerin Sayıca Çokluğuna Tesir Eden Âmiller
Hadis hakkında söz söyleyen birtakım müsteşrikler ve onların İslâm dünyasındaki takipçileri, hadislerin sayısının çok yüksek olduğunu ve bilhassa bazı sahabilerin çok fazla hadis rivayet ettiklerini ileri sürerek, sahih hadislere ve sünnet-i sahihaya gölge düşürmeye çalışmakta ve bu kadar çok sayıda hadisin Efendimiz’den (sallallâhu aleyhi ve sellem) sâdır olmasının imkânsızlığını iddia etmektedirler.
1. Hadisin Ehemmiyeti
Benzeri iddialar gibi böyle bir iddianın da mesnetsizliği ve tutarsızlığı ortadadır. Bir defa, yeri geldikçe izahına çalıştığımız üzere, hadisin İslâm dinindeki yeri ve Müslümanın hayatındaki ehemmiyeti çok büyüktür. Sahabe-i kiram (aleyhimürrahmetü verrıdvan) her zaman bunun şuurundaydı.
Evet, dünya ve ukbâ saadetini O’nun söz ve davranışlarının deşifre edilip hayata geçirilmesinde gören sahabi-nâm kudsîler topluluğu, O zâtın mübarek dudaklarından dökülecek her incinin en harîs talibiydiler. Bu itibarla da O’nun mübarek sözlerinin, fiil ve takrîrlerinin bir tekini bile kaçırmıyor, belliyor, müzakere ediyor ve hafızalarına nakşettikten sonra hayatlarına düstur ediniyorlardı.
Evet, tam yirmi üç yıl aralarında kalan Allah Resûlü’nün (sallallâhu aleyhi ve sellem) her hareketini yakından takip ediyor, O’nu hayatlarının her safhasında, her faslında, her dönemecinde aynen taklit ediyorlardı. O da, hayatları ve ukbâları için her şeyi, hem onlara hem de kıyamete kadar gelecek bütün mü’minlere, anlayacakları şekilde ve bir bir anlatıyordu. Ebû Zeyd Amr b. Ahtab’ın ifadesiyle: