İçeriğe geç

“Bazen, sabah namazını kıldırıp minbere çıkıyor ve öğleye kadar konuşuyordu. Öğle ezanı okununca, minberden inip öğle namazını kıldırıyor, tekrar minbere çıkıyor ve ikindi vaktine kadar konuşuyordu. İkindi ezanı okununca, inip ikindi namazını kıldırıyor; ardından tekrar minbere çıkıyor ve akşama kadar konuşuyordu. O, bütün bu konuşmalarında, kâinatın var edildiği andan kıyamete, ondan haşr ü neşrin meydana geleceği âna, ondan da Cennet ve Cehennem’in sergileneceği, teşhir edileceği âna kadar gelip geçen ve ileride meydana gelecek olan her şeyi şerhediyor ve gözler önüne seriyordu.”1

Ve bir mânâda 23 yıl O’nunla beraber bulunan sahabe, bütün bunları belliyor ve yine O’nun ifadesiyle, bunlara âdeta “dişleriyle tutunuyordu.” Sahabenin önünde namaz kıldırıyor, sonra dönüp: “Beni nasıl kılıyor görüyorsanız, siz de öyle kılın.”2 buyuruyordu. Ashabının önünde haccediyor ve: “Menâsikinizi benden alın.”3 buyuruyordu.

Bu durumda, elbette sahabe, O’nun her adımını, her sözünü takip edip belleyecek, hıfzedip hayatına hayat yapacak ve tabiî ki onları aynı zamanda gelecek nesillere de nakledecek…

427