Beri taraftan ashab-ı kiram efendilerimiz de, bütün bir hayatı talim etme vazifesiyle gönderilmiş olduğuna inandıkları bu Şeref-i Nev’-i İnsan ve Ferîd-i Kevn ü Zaman’ın, değil dinin esaslarına taalluk eden söz ve davranışları, O’nun tabiî hâl ve hareketlerini dahi, hassasiyetle takip ve tesbit ediyor; sonra da duyup-işittiklerini tekrar ber tekrar aralarında gözden geçirip ya hafızalarına alıyor veya defterlerine işliyorlardı. O’ndan intikal eden her şeyi en mübarek bir hatıra, en muhterem bir emanet sayarak tek kelimesinin dahi zayi olmasına gönülleri razı olmayan bu müstesna cemaat, hayatlarını bu mukaddes emanete karşı hep emniyet duygusu içinde sürdürdüler.
331