İçeriğe geç

Bütün hayatı, şeref tablolarıyla âdeta bir danteladır: Akabede Efendimiz’e biat edip Medine’ye davet etmesi.. bütün aile efradıyla İslâm’ın emrine girmesi.. Peygamberimiz’in önünde Uhud’u göğüslemesi; en babayiğitlerin önünde bir performans sergilemesi.. tesettür âyeti nazil olunca, fiilen cihada iştirak edememe üzüntüsüyle sarsılması.. yalancı peygamberler döneminde, yeniden sahneye çıkıp, Yemame’de savaşması; savaşıp kolunu ve oğlunu orada bırakıp geriye dönmesi gibi bir kadın mukavemetini aşan çok televvünlü ve dolu dolu bir hayat yaşamıştır.53

Uhud’daki ölüm fedailerinden biri de Enes b. Nadr’dı.. Enes b. Mâlik’in amcası.. Enes b. Nadr (radıyallâhu anh), hem savaşıyor hem de “Allah Resûlü’nün öldüğü yerde siz ne diye ölmüyorsunuz?” diye haykırıyordu.54

İlk tahşidat burada olmuştu ve düşman ordusu da burada bozguna uğratılacaktı. Artık, sarsıntı durmuş ve Allah Resûlü, emre itaatteki inceliği anlayamayan arkadaşlarına her şeye rağmen yeni emirler veriyor, yeni stratejiler sunuyordu. Bu arada, Sa’d İbn Rebî (radıyallâhu anh) Uhud’un bir köşesinde ölümünü beklerken yanına giden sahabiye şöyle gürlüyordu:

“Allah Resûlü’ne selâm götürün, Uhud’un arkasından buram buram Cennet kokularının geldiğini duyuyorum. Ve cemaatime de selâm götürün, nefes alıp verdikleri sürece Allah Resûlü’ne bir şey, olursa Allah (celle celâluhu) huzurunda yakalarını kurtaramazlar!.”55

240