İçeriğe geç

Herkes, orada müşriklerin göstereceği töre ve sisteme uyardı. Kimse hususî bir merasim icat edemezdi. Oysaki Hudeybiye’de kabullenilen muahede şartlarına göre, Mekke’ye gelecek ve kendi töreleriyle Kâbe’yi tavaf edeceklerdi. Allah Resûlü, on binlik bir ordunun karşısında silah olarak sadece kılıcı bulunan 1600 kişi ile böyle bir zafer elde ediyordu.. kendini herkese kabul ettirme ve kalblerin kapılarını aralama zaferi.

Meselâ Urve İbn Mesud, Süheyl İbn Amr, murahhas olarak oraya kadar gelmiş Allah Resûlü ile görüşmüşler, ashabın O’na bağlılıklarına şahit olmuş ve Allah Resûlü’nün davranışlarından, O’ndaki Allah’a (celle celâluhu) imanın, O’ndaki mehâfetullahın ve O’nun üzerindeki peygamberâne hallerin çok tesirinde kalmışlardı. Derken içlerindeki buzlar erimiş, bakış zaviyeleri başkalaşmıştı. Ve bu insanlar çok yakın bir gelecekte inanıp İslâmiyet’e girmeye namzet idiler. Hatta, daha o zaman bile Mekke’ye döndüklerinde, oradaki sertlikleri kırmış ve Müslümanların lehine havayı yumuşatmışlardı.128

Bu arada Müslümanlıktaki yumuşatıcılık ve müşriklerdeki sertlik, yer değiştirmelere bile sebep olabiliyordu ve bunun canlı misalleri de vardı.129

Evet, mütereddit ve mütehayyirler, bir bir Allah Resûlü’nün safına geçiyorlardı. Belki zâhiren Hudeybiye, bir geriye dönüştü, ama, pek çok ganimeti olan bir gerilim dönüşüydü. Ayrıca bunun ötesinde Kureyş’ten de emin olunacaktı. Artık arkadan saldırmayacaklardı. Tabiî bu arada bir de pakt teşekkül etmişti: Benî Bekir’le Kureyş, Benî Huzâa ile de Müslümanlar ayrı ayrı birer pakt kurmuşlardı… Ve bunlar, birbirlerine saldırmayacaktı. Bundan dolayı Allah Resûlü, çok seviniyordu. Zira, tam 10 sene çölde, birçok kabileye İslâm’ın sesini, soluğunu duyurabilecekti.

a. Çıban Başı Hayber

280