İçeriğe geç

Mustalikoğulları Seferi, bu seri seferlerden biriydi. Seferden dönüşte nifak çıkmıştı ki, bu nifağın yayılmasına meydan vermemenin yolunu, fetanet-i a’zam, muttasıl yürüyüşte buldu ve seri yürüyüş emri verdi. Hiç durmadan, öyle yüründü ki, münafıklar durup fitneyi büyütme fırsatı bulamadılar.86 Übey İbn Selûl, içinden kurup duruyordu ama, içinde kurup durduğu şeyleri, oturup olgunlaştırma fırsatını bulamıyordu. Âdeta herkes koşa koşa yürüyordu. Gidiş de öyle oldu, geliş de.. ve öyle bir yoruldular ki dinlenme izni verilince de yatıp kaldılar. O gün güneş doğuncaya kadar uyumuşlardı. Ve belki de ilk defa sabah namazını kuşluk vaktinde kılıyorlardı.87

Hicretin 5. senesine kadar hep böyle gelindi.. Allah Resûlü karşısında teker teker tutunamayacaklarını anlayan kavim ve kabileler, bir araya gelip yek vücut olmaya karar verdiler. Bu defa bütün güçleri bir merkezde toplayacak ve Medine’ye öyle hücum edeceklerdi.

7. Hendek

Daha önce sürgün edilen Nadîroğulları, Hayber’e yerleşmiş ve Hayberlileri sürekli Allah Resûlü’ne karşı kışkırtıyorlardı. İleri gelenlerinden bazılarını Kureyş’e, bazılarını da Gatafan kabilesine gönderdiler. Her iki taraf da, zaten Müslümanları yok etme planına, teklif kimden gelirse gelsin teşne ve hazır bulunuyorlardı. Bunlara Esed ve Selimoğulları da iştirak edince, manzara aynen Çanakkale’yi andırıyor ve Âkif’in: “Kimi Hindû, kimi yamyam kimi bilmem ne belâ!” mısraını hatırlatıyordu. Bütün yahudi ve müşrik kabileler, âdeta Allah Resûlü ve ashabını imha etmede ittifak içindeydiler.

259